4 yıldır Türkiye'de ikamet eden Suriye vatandaşının internet üzerinden yurt dışından elektronik küçük malzeme alım satımı faaliyetinin vergilendirilme

4 yıldır Türkiye'de ikamet eden Suriye vatandaşının internet
üzerinden yurt dışından elektronik küçük malzeme alım
satımı faaliyetinin vergilendirilmesi hk.
Sayı:
38418978-120[37-17/11]-73698
Tarih:
19/02/2018
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : 38418978-120[37-17/11]-73698 19.02.2018
Konu : 4 yıldır Türkiye'de ikamet eden
Suriye vatandaşının internet
üzerinden yurt dışından elektronik
küçük malzeme alım satımı
faaliyetinin vergilendirilmesi hk.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Suriye vatandaşı olduğunuz ve 4 yıldır Türkiye'de ikamet
ettiğiniz, internet üzerinden elektronik küçük malzeme alım-satımı yaptığınız belirtilerek, söz
konusu faaliyetiniz nedeniyle esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız, mükellef
olunması durumunda ise genç girişimcilerde kazanç istisnasından yararlanıp yararlanamayacağınız
hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Mükellefler" başlıklı 3 üncü maddesinde;
"Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı
üzerinden vergilendirilirler.
1.Türkiye'de yerleşmiş olanlar;
2.Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye'de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı
olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısiyle yabancı memleketlerde
oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve
iratları dolayısiyle Gelir Vergisi'ne veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur
kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)" hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 4 ncü maddesinde;
"Aşağıda yazılı kimseler Türkiye'de yerleşmiş sayılır:
1.İkametgahı Türkiye'de bulunanlar (İkametgah, Kanunu Medeninin 19'uncu ve müteakip
maddelerinde yazılı olan yerlerdir);
2.Bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar
Türkiye'de oturma süresini kesmez.),
5 nci maddesinde de; "Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye'de elde
ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler. " hükümlerine yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununda "Türkiye'de yerleşme" ikametgah ve oturma süresi olarak iki ayrı esasa
göre belirlenmiştir. İkametgah esasında yerleşmenin tespitinde; ikametgahı Türkiye'de bulunanlar
yerleşmiş sayılmaktadır. Anılan maddenin parantez içi hükmünde ise ikametgahın Türk Medeni
Kanunu hükümlerine göre tespit edileceği belirtilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 19 uncu maddesinde; "Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli
kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. ..."
hükmü yer almıştır.
Oturma süresi esasında yerleşmenin tespitinde ise Türkiye'de bir takvim yılı içinde altı aydan
fazla oturanlar Türkiye'de yerleşmiş sayılmaktadır.
Ayrıca, aynı Kanunun 37 nci maddesinde; "Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar
ticari kazançtır." hükmüne, vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 9 uncu
maddesinde de;
"Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden
muaftır.
1. Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir iş yeri açmaksızın
perakende ticaret ile iştigal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev
eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin
önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç) ;
....
Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tâbi olanlar ile
yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar
esnaf muaflığından faydalanamazlar.
Bu muaflığın, 94 üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur."
hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesinde; ''Ticari, zirai veya
mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet
başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete
başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu
kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden
müstesnadır.
1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,
2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak,
kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi
zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),
3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe
başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması,
4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere,
faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya
üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,
5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması.
İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında
kazanç elde edilmesi hâllerinde dahi yıllık beyanname verilir.
Bu istisnanın, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye
şümulü yoktur.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.''
hükümlerine yer verilmiştir.
Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 156 ncı maddesinde, "Ticari, sınai, zirai ve mesleki
faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel,
kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli
mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya
mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir." hükmü yer
almaktadır.
Mükelleflerin ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetlerini yaptıkları yerlerin iş yeri özelliğini
taşıyabilmesi için bu yerlerin "faaliyetin icrasına tahsis edilmesi" veya faaliyetin icra edildiği "yer"
olma özelliğini taşıması gerekmekte olup, internet ya da benzer bir elektronik ortam veya alanın
ticari veya mesleki faaliyete tahsis edilmesi veya bu faaliyetlerde kullanılması durumunda da bu yer
iş yeri olarak kabul edilmektedir.
Buna göre, internet üzerinden elektronik malzeme alım satımının bir iş yeri açılarak veya
internet üzerinden ya da internette bir blog veya site açılarak yapılması halinde esnaf muaflığından
yararlanılması mümkün bulunmamakta olup, elde ettiğiniz gelirin Gelir Vergisi Kanununun ilgili
hükümlerine göre gerçek usulde ticari kazanç kapsamında vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, Türkiye'de ikametgahınızın bulunması veya gelirin elde edildiği takvim yılı içerisinde
altı aydan fazla süreyle Türkiye'de bulunmanız halinde tam mükellefiyet esasına göre
vergilendirilmeniz gerekmekte olup, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesinde
belirtilen şartları da taşımanız kaydıyla söz konusu istisnadan yararlanmanız mümkün
bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.