Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca işletilen öğrenci yurtlarının KV ve KDV karşısındaki durumu hk.
Özelge: Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan
vakıflarca işletilen öğrenci yurtlarının KV ve KDV
karşısındaki durumu hk.
Sayı:
B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-2:2010-14001-72/-545
Tarih:
18/07/2011
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
Sayı : B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-2:2010-14001-72/-545 18/07/2011
Konu : Vakfa ait öğrenci yurtlarının Kurumlar Vergisi ve KDV
Karşısındaki durumu
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Vakfınızın ağırlıklı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri
bünyesindeki şehit, gazi ve asker ailelerinin üniversite eğitimi gören çocuklarının barınma ve
yemek ihtiyaçlarının karşılanması suretiyle destek olmak amacıyla öğrenci yurtları oluşturduğu; bu
yurtlarda verilen hizmetlere ilişkin olarak da hizmet verilen öğrencilerden kısmi bir katılım payı
alındığı belirtilerek, bu uygulamaya ilişkin Kurumlar Vergisi Kanunu ile Katma Değer Vergisi
Kanunu yönünden bilgi verilmesi istenmektedir.
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile dernek
veya vakıflara ait iktisadi işletmeler vergi mükellefiyeti kapsamına alınmış olup aynı Kanunun 2 nci
maddesinin beşinci fıkrasında da dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı
bulunan sermaye şirketi ve kooperatif statüsünde bulunmayan ticari, sınai ve zirai işletmelerin
iktisadi işletme olduğu; altıncı fıkrasında ise dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazanç
amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin
olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin
bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği; mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti
karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin
bunların iktisadi niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
3/4/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğinin "Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler" başlıklı (2.4) bölümünde iktisadi işletmenin
tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edebilmek için
bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen veya alınan
malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar
var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.
İktisadi işletmenin belirgin özellikleri; bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir
mahiyet arz etmesidir. Diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurları, ticari faaliyetin de temel
özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal
alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetlerdir. Kanun, bu gibi halleri tek tek saymak
yerine, dernek ya da vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri
kapsama almıştır.
Bu hükümlere göre, vakıflar tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olmamakla birlikte,
vakıf tüzel kişiliğine bağlı iktisadi işletme oluşturacak nitelikte devamlı ticari, sınai ve zirai
faaliyetlerin kurumlar vergisine tabi tutulması gerekecektir.Anılan Genel Tebliğin "Beyan esası" başlıklı 14 üncü maddesinde ise her mükellefin vergiye tabi
kazancının tamamı için bir beyanname vereceği, mükelleflerin şubeleri, ajanlıkları, alım-satım büro
ve mağazaları, imalathaneleri veyahut kendilerine doğrudan doğruya bağlı sair işyerleri için
bağımsız muhasebeleri ve ayrılmış sermayeleri olsa dahi ayrı beyanname verilmesi söz konusu
olmayacağı ancak, tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi kamu kuruluşları ile dernek veya vakıflara ait
tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi işletmelerin her biri için bunların bağlı oldukları kamu tüzel
kişileri ile dernek veya vakıflar tarafından ayrı beyanname verilmesi gerektiği bu nedenle, söz
konusu kuruluşlara ait iktisadi işletmelerin her biri için ayrı kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis
ettirileceği,
İktisadi işletmelerin ortak yönetimi veya sermayesi olsa dahi
Faaliyetlerinin bağımsız ve farklı olması ve/veya
Farklı işyerlerinin bulunması halinde
ayrı ayrı mükellefiyet tesis ettirilmesi gerektiği,
Diğer taraftan, farklı yönetim, sermaye ya da organizasyonu olan işletmelerin ayrı ayrı iktisadi
işletme kabul edileceği,
ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, Vakfınızın 8 ayrı ilde işletmekte olduğu 9 ayrı
öğrenci yurdunun, bu hizmetlerini kar amacı gütmeksizin yerine getirmesi halinde dahi söz konusu
hizmetler için yapılması gereken masrafların hizmet verilenlerden bağış vb. adlar altında da olsa
doğrudan ya da dolaylı olarak tahsil edilmesi halinde Vakıf bünyesinde oluşacak 9 ayrı iktisadi
işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilecektir.
Ancak, söz konusu yurt hizmetinin bedelsiz olarak sunulması halinde iktisadi işletme söz konusu
olmayacaktır.
Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, "Kamu idare
ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını
bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, anılan Vakfınız tarafından bu Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında nakden veya
hesaben bir ödeme yapılması durumunda istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben Kanunda
belirtilen oranda gelir vergisi kesintisi yapılacak ve bu kesintiler genel usul ve esaslar çerçevesinde
beyanname ile beyan edilecektir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
Katma Değer Vergisi Kanununun;
- 1/3-g maddesinde, genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile
bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara
ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli
kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki
teslim ve hizmetlerinin KDV ye tabi olduğu,
- 17/2-a maddesinde, Kanunun 17 inci maddesinin 1 inci fıkrasıBakanlar Kurulunca vergi muafiyeti
tanınan vakıfların ‘‘... öğrenci ... yurtları, ... işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kuruluş
amaçlarına uygun teslim ve hizmetlerinin'' KDV den istisna olduğu,- 17/2-b maddesinde, 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları 30/4/1992
tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine
göre kurulan öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde ilgili dönemdeki
kapasitelerinin % 10'unu geçmemek üzere verilen bedelsiz hizmetlerin KDV den istisna olduğu,
hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar
arasında yer almayan Vakfınıza ait öğrenci yurtlarında katılım payı adı altında alınan bedel
karşılığında verilen hizmet KDV Kanununun 1/3-g maddesi kapsamında KDV ye tabi olacaktır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.