Bedelsiz Ortaklık Payının Muhasebeleştirilmesi hk.

Özelge: Bedelsiz Ortaklık Payının Muhasebeleştirilmesi hk.
Sayı: 
11395140-105[257-2012/VUK-1- . . .]-2312
Tarih: 
30/09/2014
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
 
   
Sayı : 11395140-105[257-2012/VUK-1- . . .]-2312 30/09/2014
Konu : Bedelsiz Ortaklık Payının Muhasebeleştirilmesi  
 
            İlgide kayıtlı özelge talep  formunuzda; 6362 sayılı Kanunun 138/6-a maddesinde, ....... A.Ş.
(.... A.Ş)'nin sermayesinin yüzde dördünün İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının (İMKB) mevcut
üyelerine bedelsiz olarak devredileceği hükmü gereği, .... A.Ş'nin Yönetim Kurulu Kararı uyarınca
(C) grubu ortaklık paylarından 15.971.094 adet payın şirketinize devredileceği belirtilerek, bedelsiz
olarak devredilecek ortaklık paylarının iştirak hesaplarına alınmak suretiyle kurum kazancına dahil
edilip edilmeyeceği, istisna olup olmadığı, bedelsiz hisselerin sermaye yedekleri hesabında mı yoksa
nazım hesaplarda mı izleneceği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "İstisnalar" başlıklı 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde; kurumların tam mükellefiyete tâbi başka bir kurumun sermayesine
katılmaları nedeniyle elde ettikleri kazançların kurumlar vergisinden müstesna olduğu hükmüne yer
verilmiştir.
            Aynı Kanunun 6 ncı maddesinde de, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi
içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm
altına alınmıştır.
            Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci
maddesinde ise; bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi
sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya
sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin
ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun
değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme
bağlanmıştır.
            Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 266 ncı maddesinde itibari değerin, her nevi
senetlerle esham ve tahvillerin üzerinde yazılı değerler olduğu hükme bağlanmıştır.
            Anılan Kanunun 279 uncu maddesinde ise, hisse senetleri ile fon portföyünün en az yüzde
51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma
belgelerinin alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymetin borsa rayici ile
değerleneceği, borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa
değerlemeye esas bedelin, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur
farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının
eklenmesi suretiyle hesaplanacağı, ancak, borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kâr ve
zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul
kıymetlerin alış bedeli ile değerleneceği hüküm altına alınmıştır.
            Alış bedeli, bir iktisadi kıymetin satın alınması karşılığında ödenen veya borçlanılan bedeli
ifade etmekte olup, sadece iktisadi kıymetin alış değerini kapsar, alışla ilgili diğer masraflarıkapsamaz.
            Buna göre, satın alınan hisse senetlerinin alış bedeliyle değerlenmesi gerekmekte olup,
bedelsiz alınan hisse senetlerinin ise satın alma işlemi olmadığından dolayı alış bedeli
oluşmayacağından itibari değerleri ile kayıtlara aktarılması gerekmektedir.
            Dolayısıyla, ...... A.Ş.nin ortaklık payının belirli bir kısmının İMKB'nin üyesi olan şirketinize
bedelsiz olarak devredilmesi nedeniyle, adı geçen şirket tarafından bedelsiz devredilen payların
itibari değerleri ile kurum kazancınıza dahil edilerek kurumlar vergisine tabi tutulması
gerekmektedir.
            Ayrıca, kurum kazancına dahil edilen söz konusu tutarın, 5520 sayılı Kanunun 5/1-a
maddesinde yer alan iştirak kazancı istisnasına konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
            Diğer taraftan, 26/12/1992 tarihli ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1
sıra no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde;
            -240 numaralı Bağlı Menkul Kıymetler Hesabı; iştiraklerdeki sermaye payları hesabında
aranan asgari yüzdeleri taşımadığı için iştirakler hesabında izlenemeyen, ancak uzun vadede elde
tutulması amaçlanan hisse senetleri ile hisse senetleri dışında kalan ve uzun vadeli amaçlarla veya
yasal zorunluluklarla veya paraya dönüşme niteliği kaybolduğu için elde tutulan menkul kıymetlerin
izlendiği hesap olarak,
            -242 numaralı İştirakler Hesabı; işletmenin, doğrudan veya dolaylı olarak diğer şirketlerin
yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak üzere edindiği hisse senetleri veya
ortaklık paylarının izlendiği, bir ortaklıktaki en fazla % 50 oranında olan sermaye payları veya oy
haklarının izlenmesinde kullanılan, iştirak edilen ortaklıklarda iştirak ilişkisinden bahsedebilmek
için sermaye payı dikkate alınmaksızın sahip olunan oy hakkı veya yönetime katılma hakkının en az
% 10 oranında bulunması gereken hesap olarak,
            -245 numaralı Bağlı Ortaklıklar Hesabı; işletmenin doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 50
oranından fazla sermaye ya da oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme
hakkına sahip olduğu iştirak sermaye paylarının izlendiği hesap olarak
            tanımlanmıştır.
            Buna göre, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 138 inci maddesinin 6 ncı fıkrasının (a)
bendi hükmü gereğince şirketinize bedelsiz olarak devredilen .......A.Ş.'ye ait payların, 240 numaralı
Bağlı Menkul Kıymetler Hesabına borç, 649 numaralı Diğer Olağan Gelir ve Karlar Hesabına alacak
kaydı yapılarak muhasebeleştirilmesi gerekmektedir.
             Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.