Birlik faaliyetlerinin kurumlar vergisi ile katma değer vergisi karşısındaki durumu ve belge düzeni hk.

Özelge: Birlik faaliyetlerinin kurumlar vergisi ile katma
değer vergisi karşısındaki durumu ve belge düzeni hk.
Sayı: 
11395140-105[229-2012/VUK-1- . . .]--2348
Tarih: 
08/10/2014
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
 
   
Sayı : 11395140-105[229-2012/VUK-1- . . .]--2348 08/10/2014
Konu : Birliğin kurumlar vergisi ile katma değer vergisi  
mükellefiyeti ve belge düzeni
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, birliğinizin ... Kanun'a göre kurulan, bu Kanunda
belirtilen amaç ve görevleri gerçekleştirmeye yönelik vakıf kurmak veya kurulmuş olanlara iştirak
etmek, bütçe imkânları çerçevesinde gerektiğinde mal ve hizmet almak, yaptırmak, satmak,
kiralamak, rehin ve ipotek tesis etmek ve kaldırmak, gerektiğinde iştigal sahası ile ilgili olarak ortak
hizmet verecek şirket, dernek, tesis ve işletmeler kurmak, kurulmuş olanlara iştirak etmek,
laboratuar, test, muayene ve belgelendirme konularında üyelerini desteklemek, fuar, sergi ve
tanıtım faaliyetleri düzenlemek, düzenlenen fuar ve sergilere iştirak etmek ve tanıtım
faaliyetlerinde bulunmak üzere hizmet verdiğini belirterek, bu faaliyetleriniz ile ilgili olarak hizmet
verdiğiniz firmalara fatura vb belge düzenleme zorunluluğunuzun olup olmadığı, birliğiniz adına
kurumlar vergisi ile katma değer vergisi mükellefiyeti tesis edilip edilmeyeceği hususlarında
tereddüt hasıl olmuş ve Başkanlığımız görüşleri talep edilmiştir.
            GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun l'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde
dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazançlarının, kurumlar vergisine tabi olduğu, 2'nci
maddesinin beşinci fıkrasında, dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan
ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler ile benzer
nitelikteki yabancı işletmelerin, dernek veya vakıfların iktisadî işletmeleri olduğu hükmüne yer
verilmiştir.
            Konuya ilişkin yayımlanan 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin "2.4. Dernek veya
vakıflara ait iktisadi işletmeler" başlıklı bölümünde,
            "... İktisadi işletmenin belirlenmesinde Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında
belirlenen koşullar dikkate alınacak olup işletmelerin belirgin özellikleri bağlılık, devamlılık ve
faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir. Diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin
unsurları, ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa
ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetlerdir.
Kanun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek ya da vakıf tarafından piyasa ekonomisi
içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsama almıştır.
            Devamlılık unsuru, bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari mahiyet
arz eden işlemlerin birden fazla yapılmasını ifade etmektedir, Aynı hesap döneminde tek
işlem/nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmamakla
birlikle, faaliyetin organizasyon gerektirmesi veya amacının ticari olması durumunda devamlılık
unsurunun varlığı kabul edilir.            Ticari organizasyon, sermaye tahsisi, işyeri açılması, personel istihdamı, ticaret siciline
kaydolmak gibi unsur ve şartlardan tümü veya bir kısmı yerine getirilmek suretiyle belirli şekilde
kurulmuş olacaktır. Bu takdirde bu organizasyon içinde bir takvim yılında veya iki veya üç yılda tek
bir işlem yapılmış olsa dahi ticari faaliyetin varlığı kabul edilecektir.
             Anılan şartları taşıyan dernek veya vakıfların iktisadi işletmeleri;
            • Kazanç gayesi güdüp gütmediklerine,
            • Faaliyetin, kanunla verilmiş görevler arasında bulunup bulunmamasına,
            • Tüzel kişiliğe sahip olup olmamalarına.
            • Bağımsız muhasebelerinin bulunup bulunmamasına,
            Kendilerine tahsis edilmiş sermaye veya iş yerlerinin olup olmadığına bakılmaksızın vergiye
tabi tutulurlar. Diğer taraftan,
            • Satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması,
            • Kâr edilmemesi
            • Kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi bunların iktisadi işletme olma vasfını
değiştirmeyecektir.
             Kazanç sağlama amacı olmasa dahi işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve
hizmet satışı ya da bunlara benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da
dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme oluştuğu kabul edilecektir.
            ... " açıklamaları yer almıştır.
             Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, dernek statüsündeki birliğiniz tüzel kişiliği
itibarıyla kurumlar vergisi mükellefi olmayacaktır. Ancak, yukarıdaki açıklamalara göre iktisadi
işletmeyi oluşturacak faaliyetlerde bulunulması halinde iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi
mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekeceği hususu da tabiidir.
            KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN
            3065 sayılı KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai
faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1-3/g maddesinde de
genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri
birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan
veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya
bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve
hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu belirtilmiştir.
            Aynı Kanunun 17/l inci maddesinde ise, genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri,
belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar,
kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi
partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu
menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti
tanınan vakıfların; bilim, fen ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla
yaptıkları teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
             Kanunun "İstisnaların Sınırı" başlıklı 19 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasında, diğer
kanunlardaki vergi muaflık ve istisna hükümlerinin bu vergi bakımından geçersiz olduğu, KDV'ye
ilişkin istisna ve muafiyetlerin ancak bu Kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanunda değişiklik
yapılmak suretiyle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.            Bu hükümlere göre, dernek niteliğinde bulunan Birliğinizin mal ve hizmet alımları ile KDV
Kanununun 1 inci maddesi kapsamına giren teslim ve hizmetleri KDV ye tabi olup, Birliğiniz
işlemlerinin KDV den istisna olacağına dair KDV Kanununda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
            VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; fatura, satılan emtia veya yapılan iş
karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar
tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tarif edilmiş, Kanunun 232 nci maddesinde de
fatura kullanma mecburiyeti bulunanlar sayılmıştır.
            Bu itibarla, kurumlar vergisi ve katma değer vergisi açısından mükellefiyetin bulunmaması
durumunda Vergi Usul Kanunu hükümlerince belge düzenleme zorunluluğu bulunmamaktadır.
Ancak Birliğinizin yukarıda izah edildiği üzere katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis
ettirmesi gerektiğinden söz konusu işlemlere ilişkin olarak Vergi Usul Kanununda yer verilen
belgelerin düzenlenmesi gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.