Dövizli çek cinsinden olan alacaklarını 20.. yılında iflas masasına yazdıran şirketin 20.. yılında şüpheli ticari alacak karşılığı ayırıp ayıramayacağ

Özelge: Dövizli çek cinsinden olan alacaklarını 20.. yılında
iflas masasına yazdıran şirketin 20.. yılında şüpheli ticari
alacak karşılığı ayırıp ayıramayacağı ve kur değerlemesi
yapıp yapayacağı hk.
Sayı: 
95462982-105[VUK.ÖZLG-13-54]-112
Tarih: 
14/04/2014
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BURSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)
 
   
Sayı : 95462982-105[VUK.ÖZLG-13-54]-112 14/04/2014
Konu : Dövizli çek cinsinden olan alacaklarını 2012 yılında iflas  
masasına yazdıran şirketin 2013 yılında şüpheli ticari
alacak karşılığı ayırıp ayıramayacağı ve kur değerlemesi
yapılıp yapılmayacağı
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun tetkikinden, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi
numaralı mükellefi olduğunuz, üç adet dövizli çek bedeli karşılığı ... TL. alacağınızın bulunduğu ...
A.Ş.'nin ...20.. tarihinde iflasına karar verildiği, söz konusu alacakların avukatınız tarafından ..20..
tarihinde iflas masasına yazdırıldığı, ancak durumdan geç haberdar olmanız nedeniyle 20.. yılında
karşılık ayıramadığınız alacaklar için 20.. yılında şüpheli alacak karşılığı ayırıp ayıramayacağınız,
101-Alınan Çekler hesabında bulunan çek bedelleri için geçici vergi dönemlerinde kur değerlemesi
yapıp yapamayacağınız ile kur değerlemesi yapamamanız durumunda 20.. yılı 1. ve 2. geçici vergi
dönemlerinde yapılan kur değerlemesi sonucu ödenen ... TL. geçici verginin iadesinin veya mahsup
imkanının olup olmadığı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
             Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Şüpheli Alacaklar" başlıklı 323'üncü
maddesinde; "Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
            1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
            2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından
ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;
            şüpheli alacak sayılır.
            Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte
karşılık ayrılabilir.
            Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda
bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.
            Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kâr zarar
hesabına intikal ettirilir." hükmü yer almaktadır.
            Kanun hükmüne göre ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili
olmak şartıyla; dava ve icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir
defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine
değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılmakta, bu şartlardan herhangi birinin
mevcut olmaması durumunda ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Diğer yandan,şüpheli alacaklar için dava veya icra takibine başlanıldığı yılda karşılık ayrılması gerekmekte olup,
şüpheli hale geldiği hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacaklar için daha sonraki dönemlerde
karşılık ayrılması mümkün olmamaktadır.
            Buna göre, mükellefler borçlu müşterilerinin iflas etmesi halinde, şüpheli alacak karşılığı
ayırabilirler. Ancak, karşılık alacağın masaya kaydının yapıldığı, diğer bir deyişle icra safhasına
intikal ettiği hesap döneminde ayrılmalıdır. İflas halinde de ayrılan şüpheli alacakların sonradan
tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.
            Diğer taraftan 217 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Geçici Vergiye Esas Kazancın
Tespiti" başlıklı 3'üncü bölümünde; ".... Geçici vergiye esas kazançların tespitinde, Vergi Usul
Kanununun değerlemeye ilişkin hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Değerleme
işlemleri ise geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yapılacaktır." açıklaması yapılmıştır.
            Öte yandan, aynı Tebliğin "Yabancı Paraların ve Yabancı Para Cinsinden Olan Borç ve
Alacakların Değerlemesi" başlıklı bölümünde ise; "Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde,
yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği ve bu hükmün yabancı para ile olan senetli veya
senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, geçici vergiye tabi
kazançların tespitinde yabancı paralar ile yabancı para cinsinden olan alacak ve borçların bu
hüküm dikkate alınarak değerlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemede T.C.
Merkez Bankasınca Resmi Gazetede geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yayımlanan
döviz alış kurları esas alınacaktır." ifadesine yer verilmiştir.
             Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde;
            - Döviz cinsinden çek karşılığı alacaklarınızın 20.. yılında iflas masasına kaydedildiği diğer
bir ifadeyle icra safhasına intikal ettiği anlaşılmış olup, ilgili dönemde karşılık ayrılmayan
alacaklarınız için 20.. ve müteakip yıllarda karşılık ayrılması mümkün bulunmamaktadır.
            -Şüpheli alacak karşılığı ayıramadığınız söz konusu yabancı para cinsinden olan çek karşılığı
alacaklarınız için izleyen geçici vergi dönemlerinde de değerleme yapmaya devam etmeniz
gerekmektedir. 
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.