Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi hk.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi hk.

Kanun Numarası

7338

Kanun

VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU

Özelge No

E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812

Özelge Tarihi

10.04.2026

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı :E-97895701-160[2026/5.1-19]-49381210.04.2026

Konu: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

ilgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden;

Esiniz 'aid ttiči

- Eşinizin ... A.ş.'nin yüzde 29,70 hissesine sahip olduğu, bu hisselerinin yüzde 12,02'lik

kısmının 2002 yılı öncesinde, yüzde 17,68'lik kısmının ise 2002 yılından sonra (2014

yılında) evlilik birliği içerisinde bedel karşılığında satın alınarak edinildiği,

- Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemiş olup, 01.01.2002 tarihinden itibaren

edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu

hususları belirtilerek, vefat eden eşinizin 2002 yılından sonra edindiği yüzde 17,68'lik

şirket hissesinin edinilmiş mal niteliğinde olduğu kabul edilerek, bu kısmın edinilmiş

mallara katılma rejimi kapsamında sağ kalan eşe ait hak olarak değerlendirilmesi

ve veraset ve intikal vergisi beyannamesinde terekeye dahil edilmeden 1136 sayılı

Avukatlık Kanununun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen avukatlık tutanağı ile

ayrıştırılmasının mümkün olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği

anlaşılmaktadır.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun;

- 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile

Türkiye'de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun

ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi

olduğu,

- 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu kanunda kullanılan "Mal" tabirinin, mülkiyete

mevzu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen sair bütün

hakları ve alacakları ifade ettiği,

- 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, veraset ve intikal vergisi matrahının, intikal

eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değerleri (12 nci maddede yazılı

borç ve masrafların tenzili lazım geldiği takdirde matrahın söz konusu değerlerden

bu tenziller yapıldıktan sonra kalan miktar) olduğu; ikinci fıkrasında, mükelleflerin ilk

tarhiyatta nazara alınmak üzere veraset ve intikal vergisinin konusuna giren malları,

bu maddede belirtilen değerleme ölçülerinden faydalanarak, bu maddede

belirtilmeyenler bakımından ise Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme ile ilgili

üçüncü bölümündeki esaslar dâhilinde değerleyerek beyan edecekleri; ikinci

fıkrasının (a) bendinde, bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihine

takaddüm eden takvim yılı bilançosuna göre bulunacak öz sermayenin ticari

sermaye olduğu, mükelleflerin isterlerse öz sermayenin hesabında ölüm günü

itibarıyla çıkaracakları bilançoyu da esas alabilecekleri; aynı fıkranın (d) bendinde

eshamın, borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son

muamele değeri ile borsada kayıtlı değil ise veya kayıtlı olup da üç yıl içinde

muamele görmemiş ise itibari değerle değerleneceği,

- 11 inci maddesinde, bu vergiye mevzu olacak malların değerleme gününün, miras

yoluyla meydana gelen intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vaki intikallerde

malların hukuken iktisap edildiği gün olduğu

hüküm altına alınmış, Türk Medeni Kanununun 575 inci maddesinde ise mirasın

ölüm ile açılacağı belirtilmiştir.

Ayrıca Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde, mükellefler

tarafından maddede belirtilen esaslara göre beyan edilen değerler üzerinden vergi

dairesinin ilk tarhiyatı yapacağı ve daha sonra da tarh edilen vergilerin, intikal eden

malların Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerlerine göre ikmal edileceği

belirtilmiştir.

Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, veraset ve intikal vergisinde iki aşamalı bir

tarhiyat sistemi mevcut olup, ilk tarhiyatta mükelleflerin verginin konusuna giren

malların değerini Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde yer alan

değerleme ölçülerine göre beyan etmeleri gerekmektedir. Ancak Kanunda

değerleme ölçüsü belirtilmemişse, Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme

bölümünde yer alan ölçüler dikkate alınmaktadır.

Buna göre, bir anonim şirket hissesinin veraset ya da bağış yoluyla intikal etmesi

halinde, intikal eden servet unsuru ticari sermaye değil, hisse senedidir. Dolayısıyla

ilk tarhiyatta hisse senedine ilişkin vergi matrahının tespitinin ticari sermayenin

değerlemesine ilişkin olan hükümlere göre değil, hisse senedi intikaline ilişkin

hükümlere göre yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, eşler

arasında yasal rejim olarak "edinilmiş mallara katılma" rejimini, akdi mal rejimleri

olarak da mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimini kabul etmiştir.

Bu kapsamda, 4721 sayılı Kanunun 202 nci maddesinde, eşler arasında edinilmiş

mallara katılma rejiminin uygulanmasının asıl olduğu, eşlerin mal rejimi

sözleşmesiyle Kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebileceği hüküm

altına alınmış olup, evlenmeden önce veya sonra, malvarlığının paylaşımı

konusunda yazılı seçimlik mal rejimlerinden birini sözleşme yaparak seçmemiş olan

eşlerin kanunen tabi oldukları sistem "yasal mal rejimi"dir. Diğer bir ifade ile eşler

arasında 1/1/2002 tarihi itibarıyla yasal mal rejimi olarak "edinilmiş mallara katılma

rejimi" geçerli olup, bu tarihten önce evlenmiş olsalar dahi, eşler bir sözleşme ile

başka bir paylaşım oranı belirlememiş iseler, kanun gereği bu rejime tabi

olmuşlardır.

Bir eşin ölümü halinde, terekede edinilmiş mallar varsa ya da sağ kalan eşin

edinilmiş malları varsa, iki tür tasfiye söz konusu olur. Birincisi, aile hukuku kaynaklı

mal rejimi tasfiyesi, ikincisi de, miras hukukundan doğan mirasın tasfiyesidir. Mal

rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesinden önceliklidir. Mirasın paylaşılması, mal rejimi

tasfiyesinin sonucuna bağlı olacağından, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma

alacağının belirlenmesi, mirasın tasfiyesi için bekletici mesele oluşturmaktadır.

Sağ kalan eş ile ölen eşi arasındaki mal rejiminin tasfiyesi öncelikli bir hukuki işlem

olduğundan, sağ kalan eş ölen eşi ile aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan

haklarını (varsa) aldıktan sonra ölen eş adına kalan malvarlığı mirasa konu

olmaktadır. Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan bu hakları mirasçılık

sıfatından ayrıdır. Yasal mal rejiminin tasfiyesinde, kural olarak ölen eşin sadece

"edinilmiş malları" tasfiyeye dahildir. Edinilmiş mal, 1/1/2002 tarihinden sonra eşlerin

evlendikleri andan itibaren kimin mülkiyetine olursa olsun evlilik süreci boyunca

edindikleri tüm varlığını oluşturur.

Bunun yanı sıra, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde, "Avukatlar dava

açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce

kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu

elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı

tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma

sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken

hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına

alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci

maddesi anlamında ilâm niteliğindedir." hükmü yer almaktadır.

Bu bağlamda, eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejiminin sona ermesi halinde

terekenin belirlenmesine yönelik olarak mal rejimi tasfiyesi ve bu tasfiyede taraflar

arasında 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen bir uzlaşma

tutanağının mevcut olması durumunda, bu tutanağa istinaden mal rejimi

tasfiyesinin yapılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;

- ... tarihinde vefat eden eşiniz ..'nın hissedarı olduğu ... A.Ş.'ye ait hisse senetlerinin,

ilk tarhiyatta dikkate alınmak üzere Veraset ve intikal Vergisi Kanununun 10 uncu

maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre, yani borsada kayıtlı ise ölüm tarihine

takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeriyle; borsada kayıtlı değilse

veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerlenip

beyan edilmesi gerektiği,

Söz konusu hisselerin yüzde 12,02'lik kısmının 2002 yılı öncesinde, yüzde 17,68'lik

kısmının ise 2002 yılından sonra edinildiği

hususları dikkate alındığında, söz konusu şirket hisselerinin 2002 yılı öncesinde

edinilen yüzde 12,02'lik kısmının ve 2002 yılı sonrasında edinilen yüzde 17,68'lik

kısmından ise edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince yapılacak mal tasfiyesi

sonrasında murise ait olduğu belirlenecek kısmının terekeye dahil edilerek, borsada

kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeriyle;

borsada kayıtlı değilse veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise

itibari değerle beyan edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak

verilmiştir.

(**) inceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış

bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde,

bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası

kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.