El sanatları kurslarının ve kursiyerlerinin yapmış olduğu çalışmaların satışından elde edilen gelirin vergisel durumu

Özelge: El sanatları kurslarının ve kursiyerlerinin yapmış
olduğu çalışmaların satışından elde edilen gelirin vergisel
durumu
Sayı: 
B.07.1.GİB.4.45.15.01-KVK-49-1-111
Tarih: 
18/11/2011
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
VERGİ ve ANLAŞMALAR UYGULAMA MÜDÜRLÜĞÜ
 
   
Sayı : B.07.1.GİB.4.45.15.01-KVK-49-1-111 18/11/2011
Konu : el sanatları kurslarının ve kursiyerlerin vergi durumu.  
 
            İlgide kayıtlı yazınızda Müdürlüğünüzce dikiş, nakış, ev mefruşatı, el sanatları gibi kurslar
düzenlendiği, kursiyerlerinizin eserlerinin İl Özel İdaresi tarafından Müdürlüğünüze tahsis edilen
dükkanda teşhir edildiği, kursiyerlerin malzeme masrafını çıkarması adına söz konusu eserlerin
satışının amaçlandığı belirtilerek bu satış işlemi sonucunda Müdürlüğünüz açısından vergi
mükellefiyeti doğup doğmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
             - KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN         
             5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile
iktisadi kamu kuruluşları kurumlar vergisi mükellefiyeti kapsamına alınmışlardır. Aynı Kanunun 2
nci maddesinin altıncı fıkrasında, iktisadi kamu kuruluşlarının kazanç amacı gütmemelerinin,
faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunmasının, tüzel kişiliklerinin olmamasının,
bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının
mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar
olmasının, kar edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi
niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.
            1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.3.1.) bölümünde, iktisadi kamu
kuruluşunun ticari, sınai veya zirai bir işletme oluşturup oluşturmadığı hususunda, bu Tebliğin "2.4.
Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler" bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması
gerektiği belirtilmiştir.
            Söz konusu Tebliğin (2.4.) bölümünde de iktisadi işletmenin belirlenmesinde işletmenin
belirgin özelliklerinin bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesi
olduğu; diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari faaliyetin de temel özelliklerinden
olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı,
imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu; Kanunun bu gibi halleri tek tek saymak yerine,
dernek veya vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri
kapsamına aldığı, satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar
olmasının, kar edilmemesinin, karın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme
olma vasfını değiştirmeyeceği açıklanmıştır.
            İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai
faaliyetten söz edilebilmesi için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle
işletmede üretilen veya alınan malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması
gerekmektedir. Aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz
edilemeyecektir.            Öte yandan, aynı Kanunun Geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, Milli
Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim yapan mesleki ve teknik eğitim okullarındaki atölye
ve uygulama birimleri ile anaokulu, kreş, çıraklık ve halk eğitim merkezlerindeki uygulama
birimlerine bağlı döner sermaye işletmelerinin elde ettikleri gelirler dolayısıyla
01/01/2008-31/12/2015 tarihleri arasında iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacağı hüküm altına
alınmıştır.
            1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (36.5.) bölümünde, Milli Eğitim Bakanlığına
bağlı olup örgün ve yaygın eğitim yapan mesleki ve teknik eğitim okullarındaki atölyeler, otelcilik
ve turizm meslek liselerindeki uygulama otelleri gibi birimler, kız teknik okullarındaki atölyeler,
anaokulu ve kreş gibi uygulama birimleri, çıraklık ve halk eğitim merkezlerindeki uygulama
birimleri ve bu birimlere bağlı döner sermaye işletmelerinin elde ettikleri gelirleri nedeniyle
1/1/2008 tarihinden itibaren 31/12/2015 tarihine kadar iktisadi işletme oluşmayacağı ve bunlar
adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmeyeceği ifade edilmiştir.
            Bu hükümlere göre, söz konusu dikiş, nakış, ev mefruşatı ve el sanatları gibi kurslarda
kursiyerler tarafından üretilen ürünlerin teşhir ve satışının yapılmasına sadece aracılık etmeniz ve
gelirin kursiyerler tarafından elde edilmesi halinde Müdürlüğünüzce elde edilen herhangi bir gelir
söz konusu olmadığı için Müdürlüğünüze ait veya bağlı bir iktisadi işletme söz konusu olmayacaktır.
            Öte yandan, halk eğitim merkezlerindeki uygulama birimlerinizde kursiyerleriniz tarafından
üretilen ürünlerin teşhir veya satışının Müdürlüğünüz tarafından gerçekleştirilmesi halinde,
Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında
01/01/2008-31/12/2015 tarihleri arasında Müdürlüğünüz bünyesinde bir iktisadi işletme
oluşmayacaktır.
            - GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden
doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş ve hangi kazançların ticari kazanç olarak
değerlendirileceği yedi bent halinde sayılmıştır.
            Ticari faaliyet, bir tür emek ve sermaye organizasyonuna dayanmakta olup kazanç sağlama
niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin
"ticari faaliyet" olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin "ticari faaliyet" sayılabilmesi
için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün
unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği
ortaya çıkmaktadır.
            Buna göre, söz konusu faaliyetlerin ticari bir organizasyon içerisinde yapılması halinde elde
edilen gelirin ticari kazanç olarak vergilendirileceği tabiidir.
            Bu açıklamalar çerçevesinde, Halk Eğitim Merkezinizde açılan dikiş, nakış, ev mefruşatı, el
sanatları gibi kurslarda kursiyerler tarafından üretilen ürünlerin Müdürlüğünüzce teşhir
edilmesinin ve bu eserlerin kursiyerlerin malzeme masrafının karşılanması amacıyla satışının
gerçekleştirilmesinin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
            Diğer taraftan, aynı Kanunun 94 ncü maddesinde; "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve
vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme
hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil)  nakden veya hesaben yaptıkları sırada,  istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." hükmüne yer verilmiş olup, aynı maddenin birinci
fıkrasının (13/a) bendinde, esnaf muaflığından yararlananlara havlu, çarşaf, çorap, halı, kilim,
dokuma mamulleri, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve her nevi turistik eşya, hasır, sepet,
süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek ve benzeri emtia alımları karşılığında yapılan ödemelerden
veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden %2 oranında tevkifat yapılacağıhüküm altına alınmıştır.
            Bu durumda, söz konusu ürünlerin satışının anılan maddede sayılan kişi veya kuruluşlara
yapılması durumunda, bu satış karşılığında anılan kişi veya kurumlar tarafından yapılacak ödemeler
üzerinden %2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
             - KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (3-g) bendinde, genel
ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri
birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan
veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların ve
bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve
hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
            Aynı maddenin devamında ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin
devamlılığı, kapsamı ve niteliği Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre; Gelir Vergisi Kanununda
açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve
tespit edileceği belirlenmiştir.
            Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, Gelir Vergisi Kanununun geçici 2 nci
maddesi hükmü uyarınca Halk Eğitim Merkezinin 1/1/2008 - 31/12/2015 tarihleri arasındaki
faaliyetleri nedeniyle iktisadi işletme oluşmayacağından, söz konusu Merkezin anılan tarihler
arasındaki işlemleri de KDV'ye tabi tutulmayacaktır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.