Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçiş.

Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçiş.
Sayı: 
B.07.1.GİB.4.34.19.02-105[VUK1-20138]-263984
Tarih: 
27/12/2016
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
 
   
Sayı :11395140-105[VUK1-20138]-263984 27.12.2016
Konu :Elektronik fatura ve elektronik defter 
uygulamasına geçiş.
        
 
 
 
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; kooperatifinizin muhtasar ve KDV yönünden
mükellefiyetinin bulunduğu, kurumlar vergisinden muaf olduğu, 2016 yılında üyelerine konut
teslimlerini gerçekleştirdiği ve amacına ulaştığından dolayı 10/06/2016 tarihinde tasfiyeye girdiği,
tasfiyenin 2017 takvim yılında sonlandırılacağı, üyelere yapılan konut teslimlerinden dolayı
düzenlenen faturalar üzerine 454 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde bulunan hadlerin
aşıldığı belirtilerek e-Fatura ve e-Defter uygulamalarına hangi tarihte geçmeniz gerektiği
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
 
           Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının
(3) numaralı bendinde, Maliye Bakanlığının, tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve
belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt
ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak
defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği
kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye
yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
 
            Anılan Kanunun mükerrer 242 nci maddesi ile Maliye Bakanlığının, elektronik defter, belge
ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar
belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
 
            Konuya ilişkin yayımlanan 421 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bir kısım
mükelleflere 2013 takvim yılında e-Fatura uygulamasına, 2014 takvim yılı içerisinde ise e-Defter
uygulamasına geçme zorunluluğu getirilmiştir.
           Mezkur Tebliğ ile zorunluluk getirilen mükelleflere ilave olarak 20/06/2015 tarihli Resmi
Gazetede yayımlanan 454 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile aşağıda sayılan
mükelleflere de e-Fatura ve e-Defter uygulamalarına geçme zorunluluğu getirilmiştir.
 
            a) 2014 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan
mükellefler.
 
          b) 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli I sayılı listedeki
malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
(EPDK)'ndan lisans alan mükellefler. Bayilik lisansı olanlar, münhasıran bu lisansa sahip olmaları
nedeniyle bu bent kapsamında değerlendirilmeyecektir.
 
            c) Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli III sayılı listedeki malları imal, inşa ve ithal eden
mükellefler.
 
            (a) bendindeki şartı, 2014 hesap döneminde sağlayan mükellefler 1/1/2016 tarihinden
itibaren, 2015 veya müteakip hesap dönemlerinde sağlayan mükellefler ise ilgili hesap dönemine
ilişkin gelir/kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihi takip eden hesap döneminin başından
itibaren, (b) ve (c) bentlerinde sayılanlardan bu Tebliğin yayım tarihinden önce lisans alan veya
mükellefiyet tesis ettirenler 1/1/2016 tarihinden itibaren, bu Tebliğin yayım tarihinden sonra lisans
alan veya mükellefiyet tesis ettirenler ise, lisans aldıkları ya da mükellefiyet tesis ettirdikleri tarihi
izleyen hesap döneminin başından itibaren elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına
geçmek zorundadır. Bununla birlikte, lisans ya da mükellefiyet tesis tarihi ile izleyen hesap dönemi
arasındaki sürenin üç aydan kısa olması halinde isteyen mükellefler bir sonraki hesap döneminin
başından itibaren elektronik defter tutabilecekler ve e-Fatura uygulamasına geçebileceklerdir.
 
            Diğer taraftan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 161 inci maddesine göre, işi bırakma
vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesini ifade
eder. İşlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması işi bırakma sayılmaz.
Aynı Kanun'un 162 nci maddesine göre ise tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetin vergi ile ilgili
muamelelerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam etmesi ve bu hallerde tasfiye memurları
veya iflas dairesi tarafından, tasfiye veya iflas kararlarını ve tasfiyenin veya iflasın kapandığının
vergi dairesine ayrı ayrı bildirilmesi zorunludur.
 
            Tüzel kişilerin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerinde söz konusu
olmaktadır. Bir başka ifadeyle mükellefin işi bırakmış sayılabilmesi için işi ile ilgili tedarik
işlemlerini durdurmasının yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit
değerlerinin de elden çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince işletmeden çekilmiş
olması, tüzel kişiliğe haiz mükelleflerin ayrıca tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret unvanlarının
sicilden silinmesi gerekmektedir.
 
            Ticaret şirketleri açısından mükellefiyetin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerine inhisar
ettirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye ve iflasın
sona erdiği tescil ve ilan edilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzelkişiliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir.
 
             Öte yandan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1 inci maddesinde "Tüzel kişiliği haiz
olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait
ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp
korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli
ortaklıklara kooperatif denir"
 
            7 nci maddesinde " Kooperatif ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Tescilden önce
kooperatif namına işlem yapanlan bunlardan şahsen ve zincirleme olarak sorumludur" hükümleri
yer almaktadır.
 
          Aynı Kanun'un 81'inci maddesinde, " Kooperatif:
 
            1. Anasözleşme gereğince,
            2.Genel Kurul kararı ile,
            3.İflasın açılmasıyla,
            4.Kanunlarda öngörülen diğer hallerde, ilgili bakanlığın mahkemeden alacağı karar üzerine,
            5.Diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle,
            6.Üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması halinde,
            7.Amacına ulaşma imkanının bulunmadığının ilgili Bakanlıkça tespiti halinde mahkemeden
alacağı kararla,
 
            Dağılır.
 
            Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete
geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır."
 
            82 nci maddesinde " İflastan gayrı hallerde kooperatifin dağılması, yetkili organlar
tarafından Ticaret Siciline tescil ile ilan ettirilir. Yetkili organların kimler olacağı Anasözleşmede
gösterilir"
 
            83 üncü maddesinde " Tasfiye haline giren kooperatifin bütün borçları ödendikten ve ortak
pay bedelleri geri verildikten sonra kalan mallar ancak Anasözleşmede bu husus öngörülmüş
olduğu takdirde, ortaklar arasında paylaştırılır........" denilmektedir.
             Buna göre; kooperatifinizin 454 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen
hadleri 2016 hesap döneminde aşması nedeniyle  anılan Tebliğ gereği e-Fatura ve e-Defter
uygulamalarına; 2016 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihi
takip eden hesap döneminin başı olan 1.1.2018 tarihi itibariyle geçmesi gerekmektedir. Ancak
kooperatifinizin tasfiye sürecinin yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda 1.1.2018
tarihinden önce sonlandırılması ve ticaret sicilinde tescil edilmesi halinde e-Fatura ve e-Defter
uygulamalarına dahil olma zorunluluğunuzun bulunmayacağı tabiidir.
 
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.