Faiz gelirleri üzerinden yapılan kesintilerin nakden veya mahsuben iadesinin yapılıp yapılamayacağı hk.
Faiz gelirleri üzerinden yapılan kesintilerin nakden veya
mahsuben iadesinin yapılıp yapılamayacağı hk.
Sayı:
B.07.1.GİB.4.06.16.01-125[34-14/3]-636
Tarih:
11/06/2015
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)
Sayı : 38418978-125[34-14/3]-636 11/06/2015
Konu : Faiz gelirleri üzerinden yapılan
kesintilerin nakden veya mahsuben
iadesinin yapılıp yapılamayacağı hk.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin bankalardan elde ettiği faiz gelirleri
üzerinden yapılan gelir vergisi tevkifatlarının nakden veya mahsuben iadesinin yapılıp
yapılamayacağı konusunda görüş talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde sermaye şirketlerinin
kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu; 2 nci maddesinin birinci fıkrasında ise Türk Ticaret
Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketler ile Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonların sermaye şirketi
olduğu hükme bağlanmıştır. Mezkur Kanunun "İstisnalar" başlıklı 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendi uyarınca, Türkiye'de kurulu gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının
kazançları kurumlar vergisinden istisnadır.
Diğer taraftan, 28/5/2013 tarih ve 28660 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliğinin “Ortaklığın Amacı ve Faaliyet
Konusu” başlıklı 5/1 inci maddesinde; “Ortaklıklar, belirli bir projeye veya gayrimenkule yatırım
yapmak ya da belirli bir alanda faaliyet göstermek amacıyla kurulabileceği gibi amaçlarında böyle
bir sınırlama olmaksızın ancak bu Tebliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde
belirtilen varlık ve haklardan oluşan portföyü işletmek amacı dahilinde kalmak şartıyla da
kurulabilirler.
…” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Tebliğin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesinin (l) bendinde ise
ortaklık portföyünün, ortaklığın aktifinde bulundurulan gayrimenkuller, gayrimenkule dayalı
projeler, gayrimenkule dayalı haklar, sermaye piyasası araçları, Takasbank para piyasası ve ters
repo işlemleri, Türk Lirası veya yabancı para cinsinden mevduat veya katılma hesapları ile
iştiraklerden ve Kurulca uygun görülen diğer varlık ve haklardan oluşan malvarlığını ifade edeceği
belirtilmiştir.
Öte yandan, Kurumlar Vergisi Kanununun “Vergi Kesintisi” başlıklı 15 inci maddesinin
birinci fıkrasında; kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek
erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin;
kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları maddede sayılan
ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben kesinti yapmak zorunda
oldukları hükme bağlanmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında emeklilik yatırım fonlarının kazançları hariç olmak üzere,
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yazılı kazançlardan, dağıtılsın veya
dağıtılmasın, kurum bünyesinde vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmış olup, 2009/14594 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile söz konusu tevkifat oranı sıfır olarak belirlenmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa 5281 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen ve
1/1/2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Geçici 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında; Gelir
Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı
menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca tevkifat yapılacağı; beşinci fıkrasında ise gelir
sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olmasının, vergi mükellefiyeti bulunup
bulunmamasının, vergiden muaf olup olmamasının ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup
olmamasının bu madde hükmüne göre yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği belirtilmiştir.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “Fonların ve Yatırım Ortaklıklarının Gelirleri
Üzerinden Ödenen Vergilerin Mahsubu” başlıklı 34.6 bölümünde; “Kurumlar Vergisi Kanununun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde sayılan fonların ve yatırım ortaklıklarının kazançları,
kurumlar vergisinden istisna edilmiş bulunmaktadır.
Söz konusu fon ve yatırım ortaklıkları, aynı bentte yer alan kazançların elde edilmesi
sırasında, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi veya Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci
maddesi uyarınca, gelirleri üzerinden kesilen vergileri, öncelikle kurumlar vergisi beyannamesi
üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edeceklerdir. Fon ve ortaklıklar, bu mahsup
işleminden sonra (kurumlar vergisi beyannamesinde matrah oluşmaması nedeniyle) mahsup
edilemeyen kesinti tutarlarını, Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre kurum
bünyesinde yapacakları vergi kesintisinin beyan edildiği muhtasar beyanname üzerinden mahsup
edebileceklerdir. Ancak, söz konusu vergi mahsubunun yapılabilmesi için kesilen vergilerin vergi
kesintisi yapanlarca ilgili vergi dairesine ödenmiş olması şarttır.
Muhtasar beyanname üzerinden vergi mahsubunun yapılmasından sonra mahsup
edilemeyen bir vergi tutarı kalması halinde söz konusu vergi kesintisi, mükellefin başvurusu üzerine
252 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen esaslar çerçevesinde red ve iade
edilecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar
vergisinden mahsubu ve kalan kısmın iadesine ilişkin düzenleme ve açıklamalar 252 seri no.lu GelirVergisi Genel Tebliğinde yer almıştır. Anılan Tebliğin 1.3.1 numaralı bölümünde mahsup yoluyla
iade işlemlerine, 1.3.2 numaralı bölümünde ise nakden iade işlemlerine ilişkin usul ve esaslar
belirtilmiştir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Şirketinizin bankalardan elde ettiği
faiz gelirleri üzerinden yapılan kesintilerin; kurumlar vergisi beyannamesine dahil edilen bu gelirler
üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmesi, mahsup yoluyla giderilemeyen
tutarın ise 252 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği çerçevesinde Şirketinize iade edilmesi
mümkündür.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.