Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20/D Maddesi Hükmünün Uygulanmasında Türkiye'de Yerleşmiş Sayılma Hususunun Tespiti
Kanun Numarası
193
Kanun
GELİR VERGİSİ KANUNU
Özelge No
E-62030549-120-1372289
Özelge Tarihi
13.10.2026
Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20/D Maddesi
Hükmünün Uygulanmasında Türkiye'de Yerleşmiş
Sayılma Hususunun Tespiti
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Defterdarlığı
Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : E-62030549-120-1372289 13.10.2026
Konu :
Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20/D Maddesi Hükmünün
Uygulanmasında Türkiye'de Yerleşmiş Sayılma Hususunun Tespiti
İlgi :
.. .. 2026 tarihli ve … sayılı özelge talep formu.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden; 24/8/2026 tarihi itibarıyla
Türkiye'ye yerleştiğinizi ancak Türkiye'ye yerleşme tarihi bakımından esas alınması
gereken tarih hususunda tereddütleriniz bulunduğunu belirterek, Türkiye'deki
ikametgah kayıtlarının yanı sıra; fiili yaşam merkezi, yerleşme iradesi, Türkiye'de
bulunma süreleri ve diğer somut delillerin Türkiye'de yerleşmiş sayılma tarihinin
1
tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı ile Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20/D
maddesi kapsamında yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi
istisnasından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda görüş talep ettiğiniz
anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Türkiye'de yerleşme" başlıklı 4 üncü maddesinde,
"Aşağıda yazılı kimseler Türkiye'de yerleşmiş sayılır:
1. İkametgahı Türkiye'de bulunanlar (İkametgah, Kanunu Medeninin 19'uncu ve
müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir);
2. Bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici
ayrılmalar Türkiye'de oturma süresini kesmez.)"
hükmü bulunmakta olup anılan Kanuna 7582 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle
eklenen ve 1/1/2026 tarihinden itibaren Türkiye'ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak
üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren "Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için
vergi istisnası" başlıklı mükerrer 20/D maddesinde,
"Türkiye'de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye'de yerleşmiş sayılmasından önceki
son üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması
şartıyla Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları yirmi yıl boyunca gelir vergisinden
müstesnadır.
Birinci fıkra kapsamındaki gerçek kişilerin bu madde kapsamına girmeden önce,
Türkiye'de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer
artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması bu istisnadan yararlanmasına
engel teşkil etmez.
Birinci fıkra kapsamındaki kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler
nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez.
İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç
ve iratların tespitinde dikkate alınmaz.
Bu istisna kapsamındaki kazanç ve iratlar nedeniyle yabancı memleketlerde ödenen
vergiler Türkiye'de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemez.
İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının sonradan tespit edilmesi halinde tahakkuk
ettirilmeyen vergiler, ziyaa uğramış sayılır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları
belirlemeye yetkilidir."
hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnasına ilişkin
2
usul ve esasların düzenlendiği 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin;
- "İstisnadan faydalanabilecekler, faydalanma şartları ve istisna uygulamasında özellik
arz eden durumlar" başlıklı 3 üncü maddesinde;
"(1) Türkiye'de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye'de
ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler istisnadan
yararlanabilecektir.
(2) İstisnadan yararlanabilmek için birinci fıkrada belirtilen kişilerin başvuru tarihi
itibarıyla Türkiye'de yerleşmiş sayılmaları şarttır.
(3) İstisnadan 1/1/2026 tarihinden itibaren Türkiye'de yerleşmiş sayılan gerçek kişiler
faydalanabilecektir.
(4) Bu kapsamda, istisnadan faydalanmak isteyen mükelleflerin yerleşmiş sayıldığı
takvim yılının sonuna kadar, takvim yılının son iki ayında yerleşmiş sayılanların ise takip
eden takvim yılının ikinci ayının sonuna kadar tarha yetkili vergi dairesine başvurarak
istisna kapsamındaki kazanç ve iratlarına ilişkin olarak (EK-1)'de yer alan "Yurt Dışından
Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi"ni (İstisna Belgesi) almaları
gerekmektedir. Vergi dairelerince, başvuruda bulunan mükelleflerin Türkiye'de
yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahlarının ve
vergi mükellefiyetlerinin bulunup bulunmadığı ile Türkiye'de yerleşmiş sayılıp
sayılmadığı kontrol edilecek, şartların sağlandığının tespitini müteakip başvuru
sahiplerine istisna belgesi verilecektir..."
açıklamalarına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 19 uncu maddesinde; "Yerleşim yeri
bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden
çok yerleşim yeri olamaz..." hükmü yer almıştır.
193 sayılı Kanunun mükerrer 20/D maddesinden faydalanabilmek için; gerçek kişilerin
1/1/2026 tarihinden itibaren Türkiye'de yerleşmiş sayılması, bu kişilerin Türkiye'de
yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahının ve
vergi mükellefiyetinin bulunmaması, yerleşmiş sayılan takvim yılının sonuna kadar,
takvim yılının son iki ayında yerleşmiş sayılanların ise takip eden takvim yılının ikinci
ayının sonuna kadar "Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesinin"
alınması gerekmektedir. İkametgâhı Türkiye'de bulunanlar veya bir takvim yılı içinde
Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye'de yerleşmiş sayılacağı,
yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahının veya
(gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle
bulunan mükellefiyet hariç olmak üzere) vergi mükellefiyetinin bulunması halinde
istisnadan faydalanılamayacağı tabiidir.
3
Öte yandan, 210 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yurt dışında oturma veya
çalışma izni bulunan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun ailelerini de yanlarına
alarak, uzun süreden beri bulundukları yabancı ülkelerde yaşadıkları, dolayısıyla bu
vatandaşlarımızın kişisel ve ekonomik ilişkilerinin Türkiye'den ziyade bulundukları
ülkelerde yoğunlaştığı, bu durumda gelir vergisi uygulaması açısından yurt dışında
oturma veya çalışma izni bulunan Türk vatandaşlarının ikametgâhlarının, bulundukları
ülkede olduğunun kabul edileceği, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha
fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye'de elde ettikleri
kazanç ve iratları bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirilmeleri gerektiği, bu
vatandaşlarımızdan kesin dönüş yaparak Türkiye'ye yerleşenler ile bir takvim yılı içinde
altı aydan daha fazla süreyle Türkiye'de oturanların ise tam mükellefiyet esasında
vergilendirileceklerine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, her iki ülkede de ikametgahı bulunan
ancak Türkiye'de ikametgah adresinin bulunduğu dönemlerde yurt dışında çalışma
veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşadığını tevsik
eden Türk vatandaşlarının ikametgâhlarının esas itibarıyla yurt dışında olduğu kabul
edilecek ve bu mükelleflerin Türkiye'de ikametgahının bulunması 193 sayılı Kanunun
mükerrer 20/D maddesinin uygulanmasında "Türkiye'ye yerleşme tarihinden önceki son
üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahın bulunmama" şartının ihlali anlamına
gelmeyecektir. Ancak bu durumda olan mükelleflerin istisnadan yararlanabilmesi için
1/1/2026 tarihinden itibaren kesin dönüş yaparak Türkiye'ye yerleşmiş sayıldığının tevsik
edilmesi gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Türkiye'de yerleşmiş sayılmanızdan önceki son üç
takvim yılında Türkiye'de ikametgahınızın bulunması, bu süreler içinde yurt dışında
çalışma veya oturma izninizin olduğu ve ilgili takvim yıllarında altı aydan daha fazla bir
süredir yurt dışında kaldığınız hususlarının tevsik edilmesi şartıyla maddede yer alan
ikametgahın bulunmama şartının ihlali anlamına gelmeyecek, diğer şartları da topluca
taşımanız halinde söz konusu istisnadan faydalanmanız mümkün bulunacaktır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
İmza
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
4
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi
verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde,
bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası
kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.