İhraç edilen malların yurt dışında imhası ve muhasebe kayıtlarına gider olarak intikal ettirilip ettirilemeyeceği hk.

T.C.

 GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

 Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 Sayı :B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1362 13/04/2012

 Konu :İhraç edilen malların yurt dışında imhası

 ve muhasebe kayıtlarına gider olarak

 intikal ettirilip ettirilemeyeceği hk.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ... ihracatı işi ile iştigal ettiğinizi, ihraç ettiğiniz ürünlerden hatalı

 üretilenlerden tamir imkânı olanların ve geri gönderilmesi çok maliyetli olmayanların iade olarak alındığı, iade edilmek

 istenen ama geri getirilme maliyeti yüksek olanların ise yurt dışında alıcı şirket tarafından imha edildiği, yurt dışındaki

 şirketin imhaya ilişkin belgeleri tarafınıza gönderdiği belirtilerek, yurt dışındaki şirket tarafından şirketinize iade edilmek

 amaçlı olarak tutulan ancak geri gönderme maliyetinin yüksek olması nedeniyle yurt dışındaki şirket tarafından o ülkede

 imha ettirilen ürünlerin iade edilen mallar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, imha işleminin tevsiki

 açısından yurt dışındaki şirket tarafından nasıl bir belge düzenlenmesi gerektiği, iade edilecek ürünlerin yurt dışında

 imha edilmesi durumunda imhaya ilişkin herhangi bir oran olup olmadığı ve imha edilen bu mallara ilişkin maliyetlerin

 kurumlar vergisi yönünden indirilip indirilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde kurum kazancının, gelir vergisinin konusuna giren gelir

 unsurlarından oluştuğu hüküm altına alınmıştır.

            Anılan Kanunun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelle erin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri sa

 kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve sa kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç

 hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

            Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan

 kazançların ticari kazanç olduğu hükmü yer almaktadır.

            Aynı Kanunun 38 inci maddesinde ise, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap

 dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce

 işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari

 kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41

 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmü bulunmaktadır.

            Mezkur Kanunun 40 ıncı maddesinde sa kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, anılan

 maddenin 1 inci fıkrasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin sa kazancın

 tespitinde indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.

            Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerli olup, bunlar "dönemsellik" ve "tahakkuk esası" ilkeleridir. Tahakkuk

 esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin

 tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da

 belirlenmiş olması gereklidir. Bu esas dikkate alındığında bir gelir unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece,

 mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

            Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 72 nci maddesinde takdir komisyonlarının kuruluşu, 74 üncü

 maddesinde takdir komisyonlarının (yetkili makamlarca istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ve vergi

 kanunlarında yazılı yat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri tespit etmek gibi) görevlerine ait hükümler yer almaktadır.

            Anılan Kanunun 267 nci maddesinde ise, emsal bedelinin gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru

 olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değer olduğu,

 anılan maddenin üçüncü fıkrasında emsal bedellerinin ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile

 belli edilebileceği, takdirlerin maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma

 dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılacağı, aynı maddenin yedinci fıkrasında kaza mercilerinin re'sen biçtikleri

 değerler ile zirai kazanç ölçülerini tespit eden kararnamelerde yer alan unsurların emsal bedeli yerine geçeceği hükme

 bağlanmıştır.

            Mezkur Kanunun 278 inci maddesinde ise yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak,

 çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile

 maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartaların emsal bedeli ile

 değerleneceği hükmü yer almaktadır.

            Bu hükme göre, emtianın kıymeti düşen mal olarak emsal bedeli ile değerlenebilmesi için, emtianın iktisadi

 kıymetindeki önemli azalışın, yangın, deprem, su basması gibi tabii afet veya bozulma, çürüme, kırılma, çatlama,

 paslanma gibi haller nedeniyle olması gerekmektedir.

            Emtiaların imhasında genel kural imhanın takdir komisyonu nezaretinde yapılmasıdır. Ancak, yurt dışına

 gönderilip de geri getirilemeyen malların imhasının takdir  komisyonu nezaretinde yapılması mümkün olmadığından, söz

 konusu imhanın gerçekleştirildiği ülkedeki konuyla ilgili yetkili makamların bilgisi veya gözetimi dahilinde yapılmış olması

 halinde o ülke makamlarından alınacak tutanak ve benzeri resmi evraklar takdir komisyonunca veri olarak

 kullanılabilecektir.

            Öte yandan,  söz konusu imha işleminde herhangi bir oran söz konusu değildir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

 (**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

 (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu illeriniz dolayısıyla vergi tarh

 edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.