IPA Çerçeve Anlaşması kapsamında alınan hibelerin vergilendirilmesi hk.

Özelge: IPA Çerçeve Anlaşması kapsamında alınan hibelerin
vergilendirilmesi hk.
Sayı: 
71387770-125[6-2013/36]-20
Tarih: 
16/05/2013
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
DİYARBAKIR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü
 
   
Sayı : 71387770-125[6-2013/36]-20 16/05/2013
Konu : İPA ÇERÇEVE ANLAŞMASI KAPSAMINDA ALINAN  
HİBELERİN VERGİLENDİRİLMESİ
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile gerek IPARD Programı gerekse diğer Ulusal
Programlar kapsamında verilen hibe ve yardımların yatırımın maliyetinden düşürülüp
düşürülmeyeceği ile kurumlar vergisine tabi olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasıyla kurumlar
vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden
hesaplanacağı belirtilmiş, maddenin ikinci fıkrasıyla da safi kurum kazancının tespitinde, Gelir
Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu
hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.
            Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazancın konusunu teşkil eden 37
nci maddesinde ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş, 38
inci maddesinde ise;
            "Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve
başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
            1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;
            2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
            Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait
hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur."
            hükümlerine yer verilmiştir.
            Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar "dönemsellik" ve "tahakkuk esası"
ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesi, gelir veya giderin tahsil edildikleri ve ödendikleri döneme
bakılmaksızın miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olmasını ifade eder. Bu esas dikkate
alındığında bir gelir unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibarıyla
kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise,
her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Bu ilke
uyarınca gelir ve giderlerin ilgili oldukları dönemde kaydedilmesi gerekir.
            Öte yandan, 1 Sıra No.lu Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) Çerçeve
Anlaşması Tebliğinin "4.5. Gelir ve Kurumlar Vergisi İstisnası ve Uygulaması" bölümünün alt başlığı
olan "4.5.2. İstisnanın Uygulanması" başlıklı bölümünde;            " ...
            Buna göre, AT Sözleşmesi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan veya Türkiye'de
mukim olan gerçek kişiler ile Türkiye'de işyeri veya sabit yerleri olması kaydıyla tüzel kişilere AT
Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek üzere hibe şeklinde sağlanan tutarlar,
ticari kazanç kapsamında gelir olarak kabul edilerek Gelir Vergisine Kurumlar Vergisi mükellefleri
için de ticari kazancın bir unsuru olarak kurum kazancına dahil edilerek Kurumlar Vergisine tabi
olacaktır."
            açıklamaları yer almaktadır.
            Öte yandan, 18.04.2013 tarih ve 28622 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 6456 sayılı Kanunun
15 inci maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 84 üncü maddenin birinci
fıkrasında; "Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve usulüne göre yürürlüğe konulan anlaşmalar
çerçevesinde proje karşılığı sağlanan hibeler, özel bir fon hesabında tutulur ve gelir olarak dikkate
alınmaz. Söz konusu hibelerle gerçekleştirilecek projelere ilişkin olarak bu fondan yapılan
harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate
alınmaz. Proje sonunda herhangi bir şekilde harcanmayan ve iade edilmeyen tutarın kalması
hâlinde bu tutar gelir kaydedilir." hükmüne yer verilmiştir. Maddenin, 6546 sayılı Kanunun yayım
tarihi olan 18.04.2013 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi nedeniyle bu tarihten itibaren alınacak
hibeler için söz konusu hükmün uygulanması mümkün olup daha önce alınan hibelerin bu kapsamda
değerlendirilmesi mümkün değildir.
            Bu hüküm ve açıklamalara göre; şirketiniz tarafından, Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi
Yardım Aracı (IPA) Çerçeve Anlaşması kapsamında 18.04.2013 tarihinden önce sağlanan hibeler ile
diğer hibelerin, ticari kazancın bir unsuru olarak kurum kazancına dahil edilmesi, söz konusu
hibeler ile yapılan harcamaların da niteliğine göre ilgili dönemde gider veya maliyet unsuru olarak
dikkate alınması gerekmektedir.
            Öte yandan, Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve usulüne göre yürürlüğe konulan
anlaşmalar çerçevesinde proje karşılığı 18.04.2013 tarihinden itibaren sağlanan hibelerin ise özel
bir fon hesabında tutulması ve bu fondan yapılan harcamaların da gider ve maliyet olarak dikkate
alınmaması şartıyla, söz konusu hibelerin alındığı dönemde gelir olarak dikkate alınmaması
mümkündür. Proje tamamlandığında ise varsa harcanmayan ve iade edilmeyen hibe tutarları gelir
olarak dikkate alınacaktır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.             
           
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.