İş kazalarına karşı personelin sigorta ettirilmesi maksadıyla yapılan ödemeler ile iş kazası geçiren personelin hastane masraflarının gider kaydedilip
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, işyerinizin faaliyet kodu açısından tehlikeli sınıf
kategorisinde yer aldığı, işyerinizde çalışan işçilerin devamlı iş kazası geçirdikleri ve tedavilerinin
özel hastanede yapıldığı, tedavi masraflarının şirketiniz tarafından ödendiği, bu maliyeti azaltmak
maksadıyla işyerinizde çalışan tüm personele şirketiniz adına grup ferdi kaza poliçesi düzenlendiği,
bu poliçe bedelinin şirketiniz tarafından ödendiği, ayrıca fabrika binaları için de yangın, deprem
gibi doğal afet ve benzeri durumları içeren sigorta poliçesi yaptırıldığı belirtilerek, söz konusu
poliçe bedellerinin ve hastane masraflarının gider olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir
hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum
kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanacağı
hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço esasında ticari kazancın tespiti" başlıklı 38 inci
maddesinde, "Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi
sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;
2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait
hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur."
hükmü yer almaktadır.
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde safı kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler
sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (2) numaralı bendinde, hizmetli ve işçilerin iş
yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta
primleri ve emekli aidatlarının (Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye'de kain
sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım
sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla) safi kazancın tespitinde gider olarak
indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde
edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup, bu
mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün
değildir. Bir masrafın genel gider altında masraf yazılabilmesi için yapılmış olması, masrafla iş
arasında açık ve güçlü bir illiyet bağının mevcut olması, masrafın işin önemi ölçüsünde yapılmış
bulunması gerekmektedir.
Aynı Kanunun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde,"Ücret, işverene tabi ve belirli bir
işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk
tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir
yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez..." hükmü yer almıştır.
Gelir Vergisi Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, "Sigortanın
Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde
akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortası
poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin %50'si ile ölüm, kaza, sağlık, hastalık,
engellilik, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından
ödenen primler (İndirim konusu yapılacak primler toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin
%15'ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Cumhurbaşkanı bu bentte yer alan
oranları yarısına kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya ve belirtilen haddi, asgari ücretin yıllık
tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir.)" hükmü yer almaktadır. Diğer
taraftan, 23/10/2012 tarih ve GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde konu ile ilgili ayrıntılı
açıklamalara yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 94 üncü maddesinde, tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış, maddenin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı
olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre
tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;
- Şirketiniz tarafından, çalışanlarınız adına yaptırdığınız grup ferdi kaza sigorta poliçeleri için
ödediğiniz bedeller ücret kapsamında olduğundan, söz konusu poliçe bedellerinin öncelikle ücretin
matrahına ilave edilerek Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince
gelir vergisi tevkifatı yapılmak suretiyle vergilendirilmesi ve aynı Kanunun 40 ıncı maddesinin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendi çerçevesinde gider olarak dikkate alınması,
- İş yeriniz için yaptırdığınız yangın, deprem ve doğal afetlere yönelik sigorta poliçe bedellerinin ise
aynı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi çerçevesinde gider olarak
dikkate alınması,
- İş kazası geçirmesi nedeniyle hastanede tedavi edilmesi zarureti olan personelin, tedavi
masraflarının (sigorta şirketi tarafından karşılananlar hariç) şirketiniz tarafından karşılanması ve
şirketiniz adına düzenlenecek belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla, ücret ile ilişkilendirilmeksizin
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca doğrudan
gider olarak dikkate alınması
mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.