Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında alınan hibe desteğinin makine ve teçhizat alımında kullanılması halinde, desteğin mal
Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı
kapsamında alınan hibe desteğinin makine ve teçhizat
alımında kullanılması halinde, desteğin maliyetle mi
ilişkilendirileceği, yoksa hasılat olarak mı dikkate alınacağı
hk.
Sayı:
47423198-105[262-2018/2]-E.27493
Tarih:
23/11/2018
T.C.
ÇANAKKALE VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü
Sayı :47423198-105[262-2018/2]-E.27493 23.11.2018
Konu :Hibe Desteği
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinden; zeytinyağı üretimi faaliyetinde bulunduğunuz,
2015 yılında … Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında hazırlamış
olduğunuz 801.420 TL'lik (KDV Hariç) proje karşılığında 400.710 TL (KDV Hariç) hibe desteği
aldığınız, bu miktardan 334.404,64 TL'nin hibe yardımı olarak ödendiği ve bu hibe yardımıyla
imalat işlerinde kullanılmak üzere 2016 yılında makine ve teçhizat yatırımı yaptığınız hususlarından
bahisle;
- Alınan hibe desteğinin 176 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği hükümleri dahilinde gelir
hesaplarına kaydedilmeden, yapılan makine teçhizat yatırımının maliyetinden düşülerek kalan aktif
değer üzerinden amortisman uygulamasının mümkün olup olmadığı,
- Bunun mümkün olmaması ve hibe desteğinin gelir yazılmasının söz konusu olması durumunda
yapılan makine teçhizat yatırımına ilişkin amortisman tutarının alınan hibe tutarından indiriminin
mümkün olup olmayacağı,
- 2016 yılı Gelir Vergisi Beyannamesinde, ilgili hibenin bahse konu Genel Tebliğ dahilinde, gelir
hesaplarına kaydedilmeden maliyet bedelinden düşülmek suretiyle düzeltme yapılmasını teminen,
düzeltme beyannamesi verilmesinin mümkün olup olmadığı
hakkında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin,
mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı;
aynı maddenin ikinci fıkrasında da, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari
kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, tekdüzen muhasebe sisteminin uygulanmasına ilişkin açıklamalar, 26/12/1992 tarih
ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sıra no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama
Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer tebliğlerde yapılmış bulunmaktadır.
Buna göre, ''602 Diğer Gelirler'' hesabı; işletmenin korunması, ihracatı teşvik ya da hükümet
politikasına uyma zorunluluğu karşısında oluşan işletmenin faaliyet hasılatındaki düşüklüğü veyafaaliyet zararını gidermek için, sermaye katkısı niteliğinde olmayan, mali yardımlar
(sübvansiyonlar), devletin bazı malları vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülüklerden istisna
etmesi yoluyla yaptığı yardımlar (vergi iadeleri) ve satış tarihindeki vade farkları, ihracatla ilgili
fiyat istikrar destekleme v.b. hasılat kalemlerinin izlendiği hesaptır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Üçüncü Kitabında değerleme hükümlerine yer
verilmiş olup Kanunun 258 inci maddesinde değerleme, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili
iktisadi kıymetlerin takdir ve tespiti olarak tanımlanmıştır.
Ayrıca, 176 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, "Teşvik belgeli sabit yatırımlara, ihtisas
kredilerine ve gerçekleşen ihracata, 121l sayılı Kanuna dayanılarak Bakanlar Kurulu'nca çıkarılan
kararnameler uyarınca Kaynak Kullanımını Destekleme Fonundan T.C. Merkez Bankasınca
destekleme primi ödenmektedir.
Gerçekleştirilen ihracat ve ihtisas kredileri dolayısıyla T.C. Merkez Bankasınca mükelleflere ödenen
destekleme primlerinin, tahakkuk ettikleri yılda hasılat olarak kayıtlara intikal ettirilmesi tabii olup,
bu konuda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak, Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, teşvik belgeli yatırımlar dolayısıyla alınan destekleme
primlerinin hasılat olarak mı kaydedileceği yoksa sabit yatırımların maliyet bedelinden mi
indirileceği konusunda tereddütlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde; "Maliyet bedeli, iktisadi bir
kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara
müteferri bilumum toplamını ifade eder." hükmü yer almıştır.
Bu madde ile iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerin tespitinde, fiili maliyetin esas alınması
öngörülmüştür. Dolayısıyla yatırımcı adına tahakkuk ettirilen destekleme primleri, sabit yatırımların
maliyet bedelini azaltıcı bir unsur olduğundan, mükelleflerce bu primler, tahakkuk ettirildikleri
tarihte gerçekleştirilmiş olan sabit yatırımların maliyet bedelinden indirilebilir.
Bu durumda, sabit kıymetin maliyet bedeli; indirilen destekleme priminden sonraki miktar
olacağından, bu usulü seçen mükellefler, sabit yatırımın toplam bedelinden, alınan primin
düşülmesinden sonra kalan değeri sabit yatırımın değeri olarak aktiflerine kaydedecektir. Aktife
kaydedilen bu değer üzerinden amortisman ayıracaklar ve bu değer üzerinden de yatırım
indiriminden yararlanacaklardır.
Ancak, isteyen mükellefler, tahakkuk eden destekleme primlerini, sabit yatırımların maliyet
bedellerinden düşmeden doğrudan hasılat olarak da yazabilirler.
Tahakkuk tarihi ise, söz konusu primlerin T.C. Merkez Bankasınca yatırımcı kuruluşa ödenebilir
hale geldiği tarihtir." açıklamaları yer almaktadır.
Öte yandan, 163 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, yatırımların finansmanında
kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi
nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal
ettirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan
gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerektiği; 334
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle de lehe oluşan kur farklarının aktifleştirme işleminin
gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi, aktifleştirildikten
sonraki döneme ilişkin olanların ise kambiyo geliri olarak değerlendirilmesi veya maliyetten
düşülmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerektiği, ayrıca, daha sonraki dönemlerde,
seçimlik olarak hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edileceği
açıklanmıştır.
Buna göre, bir iktisadi kıymetin iktisabı için sağlanan hibe desteğinin söz konusu iktisadi kıymetin
maliyet bedelinden indirilmesi ve kalan değerin sabit yatırımın maliyet bedeli olarak aktife
kaydedilmesi, aktife kaydedilen bu değer üzerinden amortisman hesaplanması veya alınan hibedesteğin doğrudan hasılat olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca, iktisadi kıymetin maliyet bedelini azaltıcı mahiyetteki unsurlar bakımından, öngörülen ilke
ve kaideler yönüyle aynı yönde işlem tesis edilmesi vergilendirmede belirlilik ve istikrar ilkelerine
de uygunluk arz ettiğinden, daha sonraki dönemlerde, yapılan söz konusu tercihin değiştirilmesi
mümkün bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.