Kredi kullanılarak satın alınan gayrimenkulün, kiralanması ve satışının KDV, KV ve Vergi Usul Kanunu karşısındaki durumu.

T.C.

 GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

 Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 Sayı :B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-2704 31/08/2012

 Konu :Kredi kullanılarak satın alınan

 gayrimenkulün, kiralanması ve satışının

 KDV, KV ve Vergi Usul Kanunu karşısındaki

 durumu.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketiniz faaliyetlerinde hem o s olarak hem de ortaklarınızın ikamet

 etmesi amacıyla banka kredisi kullanmak suretiyle bir ev/o s almayı düşündüğünüzü belirterek, satın alacağınız taşınmaz

 için kullanılacak kredi taksitlerine isabet eden faiz tutarları ile BSMV'nin gider veya maliyet olarak dikkate alınıp

 alınamayacağı, söz konusu taşınmazın akti nizde iki yıl bulundurulduktan sonra satılması halinde, taşınmaz satış kazancı

 istisnasından faydalanılıp faydalanılamayacağı ile taşınmazın ortaklarınızca konut olarak da kullanılması nedeniyle

 ortaklarınıza kira tahakkuku yapılıp fatura düzenlenmesi gerekip gerekmediği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep

 edilmektedir.

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelle erin bir hesap dönemi

 içinde elde ettikleri sa kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, sa kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi

 Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

            Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde ise; bilanço esasına

 göre ticari kazancın, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark

 olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden

 çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun

 değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır.

            Anılan Kanunun 40 ıncı maddesinde de; sa kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup,

 maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel

 giderlerin, (6) numaralı bendinde de, işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri,

 harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçların sa kazancın tespit edilmesinde indirilebileceği belirtilmiştir.

            5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle

 akti erinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve

 rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75'lik kısmının istisna kapsamında değerlendirilebileceği, menkul

 kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin

 satışından elde ettikleri kazançların ise istisna kapsamına girmediği hükme bağlanmıştır.

            Söz konusu istisnanın uygulamasına ilişkin ayrıntılı açıklamalar 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.6."

 bölümünde yapılmıştır.

            Yine aynı Kanunun, "Transfer yatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı" başlıklı 13 üncü maddesinde,

            "(1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya yat üzerinden

 mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer yatlandırması yoluyla örtülü

 olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve

 verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı

 olarak değerlendirilir.

            (2) İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile

 idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında

 bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile

 üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin,

 Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve

 bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde

 bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.

            (3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan yat veya

 bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak yat veya bedele uygun olmasını ifade eder.

 Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen yat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve

 belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.

            (4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı yat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin

 mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder:

            a) Karşılaştırılabilir yat yöntemi: Bir mükelle n uygulayacağı emsallere uygun satış yatının, karşılaştırılabilir mal

 veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin

 birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa yatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder.

            b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun yatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar

 artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder.

            c) Yeniden satış yatı yöntemi: Emsallere uygun yatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir

 şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak yattan, makul bir brüt satış

 kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder.

            ç) Emsallere uygun yata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin

 mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.

            (5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanacak yat veya bedelin tespitine ilişkin

 yöntemler, mükelle n talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı

 aşmamak üzere anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik taşır.

            (6) Tamamen veya kısmen transfer yatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi

 Kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr

 payı veya dar mükelle er için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan

 mükelle er nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına

 tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır..."

            hükmü yer almaktadır.

            Konu ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalara 1 seri no.lu Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı

 Hakkında Genel Tebliğde yer verilmiştir.

            Buna göre, ortaklarından bağımsız ayrı bir tüzel kişilik olarak kurulan sermaye şirketlerinin taşınmaz alımında

 bulunmaları ve bunları akti erine kaydetmeleri mümkündür. Aktife kayıt edilen söz konusu taşınmazların şirket ortağına

 kiralanması durumunda ise kira alınması ve kiralamaya ilişkin bedelin emsallere uygun olması gerekmektedir. Emsallere

 uygun bedelin tespitinde, Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü ile 1 seri no.lu Transfer Fiyatlandırması

 Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğde açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanının

 kullanılacağı tabiidir.

            Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde; "maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap

 edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını

 ifade eder" şeklinde tanımlanmış olup, aynı Kanunun 269 uncu maddesinde iktisadi işletmelere dahil bilumum

 gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerleneceği hüküm altına alınmıştır.

            Bu itibarla; kredi kullanılarak satın alınan gayrimenkullerin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması

 münasebetiyle yapılan ödemeler ve bunlara ilişkin her türlü giderlerin maliyet bedelini oluşturacağı tabiidir.

            163 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, yatırımların nansmanında kullanılan kredilerle ilgili kuruluş

 dönemine ait faizlerin sabit kıymetlerle birlikte yatırımın maliyetine eklenmesinin zorunlu olduğu, işletme dönemine ait

 olan faizlerin ise ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılmasının ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle

 amortismana tabi tutulmasının mümkün olduğu, açıklamasına yer verilmiştir.

            Bu hüküm ve açıklamalara göre;

            - Banka kredisi kullanılmak suretiyle alınan taşınmazın, akti eştirildiği hesap döneminin sonuna kadarki faiz

 giderlerinin taşınmazın maliyetine ilave edilmesi zorunlu olup, sonraki yıllarda oluşan faiz giderlerinin ise maliyete

 eklenmesi veya gider olarak dikkate alınması ihtiyaridir. Ancak, taşınmaz ile ilgili kredi faizlerini ilgili bulundukları yılda

 doğrudan gider mi yazılacağı yoksa amortismana mı tabi tutulacağı hususundaki tercihin başlangıçta yapılması

 gerekmektedir. Gider yazma yolunun seçilmesi halinde daha sonraki yıllarda bu tür giderlerin gayrimenkulün maliyetine

 eklenerek amortisman yolu ile itfa edilmesi veya önce amortisman ayırmaya başlayıp sonra gider yazma yoluna

 gidilmesine kanunen imkân bulunmamaktadır.

            - Şirket tarafından satın alınacak taşınmazla ilgili olarak banka kredisi kullanılması nedeniyle ödenen BSMV'nin

 kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi uyarınca

 gider olarak dikkate alınabileceği tabiidir.

            - Şirketinizce satın alınan ve o s olarak kullanılacak olan taşınmazın akti nizde iki yıl bulundurulduktan sonra

 satılması halinde, 5520 sayılı Kanunun 5/1-e maddesinde belirtilen şartlarla satıştan elde edilen kazancın % 75'inin

 kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkündür. Söz konusu o sin aynı zamanda ortaklar tarafından ikametgâh olarak

 kullanılması taşınmaz ticareti ile uğraştığınız anlamına gelmemektedir.

            - Söz konusu o sin ortaklara ikametgah olarak kullandırılması nedeniyle, ortaklardan kira alınmaması ya da alınan

 kira bedelinin emsallere uygun olmaması halinde, örtülü kazanç dağıtımı yapıldığı kabul edilerek örtülü olarak dağıtılan

 kazanç tutarı kurum kazancına ilave edilecektir. Ayrıca, örtülü olarak dağıtılan kazanç tutarının, örtülü kazanç dağıtılan

 nezdinde, anılan maddede belirtilen şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı

 sayılması sebebiyle, bu şekilde dağıtılmış kâr payının, net kâr payı tutarı olarak kabul edilerek brüte tamamlanması

 sonucu bulunan tutar üzerinden vergi kesintisi yapılacaktır.

 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre, Türkiye'de ticari, sınaî, zirai

 faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin; 1 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının (f)

 bendine göre, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin katma

 değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

            Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında, hizmetin; teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan

 işlemler olduğu, bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza

 etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşeceği

 belirtilmiştir.

            Kanunun 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının (r) bendinde, kurumların akti nde veya belediyeler ile il özel

 idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen

 devir ve  teslimler ile bankalara borçlu olanların ve ke llerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin

 (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin vergiden istisna olduğu, istisna

 kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla akti erinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak

 hisselerinin teslimlerinin ise istisna kapsamında yer almadığı; istisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında

yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin teslimin yapıldığı

 hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı hüküm altına

 alınmıştır.

 Dolayısıyla şirket akti ne kayıtlı gayrimenkulün şirket faaliyetine ilişkin ortaklara kullandırılan bölümüyle ilgili

 emsallere uygun kira bedelinin, yukarıda belirtilen hükümlere göre hesaplanması suretiyle tespit edilen tutarlar

 üzerinden şirket için gelir kaydedilmesi gerekmekte olup, söz konusu kira bedeli üzerinden katma değer vergisi

 hesaplanarak ortaklara fatura edilmesi zorunludur.

 Söz konusu gayrimenkulün ticari amaçla elde bulunduruluyor olmaması ve en az iki tam yıl süre ile şirket akti nde

 bulunması halinde, söz konusu gayrimenkulün satışı 17/4-r maddesi hükmü uyarınca katma değer vergisinden istisna

 olacaktır.

 Bilgi edinilmesini rica ederim.

 (*)    

Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

 (**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

 (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu illeriniz dolayısıyla vergi tarh

 edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.