Limited şirket ile şahıs arasında adi ortaklık kurulması halinde tutulacak defterler

T.C.

 GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

 Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü

 Sayı :85373914-KVK-49-11-59 13/06/2013

 Konu :Limited şirket ile şahıs arasında adi

 ortaklık kurulması halinde tutulacak

 defterler

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile bir limited şirket ile iki şahsın ortak olarak iş yapmak istemesi durumunda

 adi ortaklık şeklinde mükelle yet tesis ettirilip ettirilemeyeceği ile mükelle yet tesisinin yapılması halinde bilanço esasına

 göre mi, işletme hesabı esasına göre mi defter tutulacağı hakkında Başkanlığımız görüşünü talep etmektesiniz.

            Borçlar Kanununun 520 nci maddesinde adi ortaklık, iki veya daha çok kişinin bir sözleşmeye dayanarak, ortak bir

 amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Adi ortaklıkların tüzel kişiliği olmadığı gibi gelir

 veya kurumlar vergisi mükelle olmaları da söz konusu değildir. Adi ortaklık olarak faaliyette bulunulması halinde,

 ortaklığa stopaj ve katma değer vergisi mükelle yeti tesis ettirilmektedir. Adi ortaklıkların ortaya çıkan kar veya zararı, adi

 ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilenmektedir.

            Öte yandan Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında iş ortaklıkları, aynı maddenin diğer

 fıkralarında yazılı kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını

 ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükelle yet tesis edilmesini

 talep edenler şeklinde tanımlanmıştır.

            Konuyla ilgili açıklamaların yer aldığı 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde, iş ortaklıklarının kazanç

 paylaşımı amacıyla kurulan ortaklıklar olup, ortakların belli bir işin birlikte yapılmasını yüklendikleri ifade edilmiştir.

            Şahıs ortaklıkları veya gerçek kişilerin Kanunun 2 nci maddesinde sayılanlarla veya Kanunun 2 nci maddesinde

 sayılanların kendi aralarında oluşturdukları adi ortaklıklar hakkında, aşağıda belirtilen şartlar dahilinde iş ortaklığı olarak

 kurumlar vergisi mükelle yeti tesis ettirilebilecektir. Bu durumda, mükelle erce talep edilmesi halinde tüzel kişiliğinin

 bulunup bulunmadığına bakılmaksızın iş ortaklıkları, kurumlar vergisi mükelle olabileceklerdir.

            Kurulacak olan iş ortaklığının kurumlar vergisi mükelle sayılabilmesi için en az aşağıdaki unsurları taşıması

 gerekir:

 Ortaklardan en az birisinin kurumlar vergisi mükelle olması,

 Ortaklığın belli bir işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşmeyle kurulması,

 İş ortaklığı konusunun belli bir iş olması,

 Birlikte yapılacak olan işin belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,

 İş ortaklığı ile işveren arasında bir yüklenim sözleşmesinin olması,

 Tara arın, müştereken yüklenilen işin belli bir veya birden fazla bölümünden değil, tamamından işverene karşı

 sorumlu olmaları,

 İşin bitiminde kazancın paylaşılması,

 Birlikte yapılması öngörülen ve müştereken yüklenilen işin bitimi ve Vergi Usul Kanununda belirtilen mükelle yetle

 ilgili ödevlerin tamamının yerine getirilmesiyle mükelle yetin sona ermesi.

            İş ortaklığı, devamlılık gösteren ve aynı nitelikte olan iş veya işler için değil, belirli bir sürede bitecek bir iş için

 kurulacak ve tam mükelle yete tabi olacaktır.

            İş ortaklıkları, Kurumlar Vergisi Kanununda ayrı bir kurum olarak değerlendirilmekte ve kurumlar vergisi mükelle

 olarak sayılmaktadırlar. İş ortaklıklarının faaliyetinden doğan kazanç, kurumlar vergisine tabi tutulmakta ve vergi sonrası

 kazanç ortakların hisselerine göre ortaklara dağıtılmaktadır.

            Kurumlar vergisi mükelle erinin zararlarının, bu mükelle erin ortaklarınca indirilebilmesi mümkün olmayıp aynı

 durum kurumlar vergisi mükelle iş ortaklıklarının zararları için de geçerlidir.

            Adi ortaklıkların ise kurumlar vergisi mükelle yeti söz konusu değildir. Adi ortaklıklar, kurumlar vergisi mükelle

 olmamalarına rağmen katma değer vergisi mükelle olmaları nedeniyle ayrı defter tutabilmektedirler. Ortaklar ise

 dönem sonlarında ortaya çıkan kâr veya zararı, ortaklıktaki hisseleri oranında paylaşarak kendi hesaplarına dahil

 etmektedirler.

            Diğer taraftan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176 ncı maddesinde defter tutma bakımından tüccar sını arı

 belirlenmiş olup, 1 inci sınıf tüccarların bilanço esasına göre, 2 nci sınıf tüccarların işletme hesabı esasına göre defter

 tutacakları hüküm altına alınmış, aynı Kanunun 177 nci maddesinde yıllar itibariyle belirlenen alım satım ve hasılat

 hadlerini aşan ticaret erbabı ile,

 Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukarıdaki bentlerden hangisine giriyorsa o bent hükmüne

 tabidir.);

 Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzel kişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına

 imkan veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade

 edilir.);

 İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler,

            birinci sınıf tüccar olarak sayılmışlardır.

      Adi ortaklıklarda tüccar sınıfının tayininde iştigal nevileri ve iş hacimlerine ilişkin alım satım ve hasılat hadleri dikkate

 alınacaktır.

            Yine aynı Kanunun "İkinci Sınıf Tüccarlar" başlıklı 178 inci maddesinde; "Aşağıda yazılı tüccarlar II nci sınıfa

 dahildirler:

 1. 177 nci maddede yazılı olanların dışında kalanlar,

 2. Kurumlar Vergisi mükelle erinden işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade

 edilenler,

            Yeniden işe başlayan tüccarlar yıllık iş hacimlerine göre sını andırılıncaya kadar II nci sınıf tüccarlar gibi hareket

 edebilirler." hükmüne yer verilmiştir.

            Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; bir limited şirket ile şahıslar arasında adi ortaklık kurulması

 mümkün olup, adi ortaklık kurularak ilk kez mükelle yet (KDV ve stopaj) tesis ettirilmesi durumunda yıllık iş hacmine

 göre sını andırılıncaya kadar ikinci sınıf tüccar sayılacağından işletme hesabı esasına göre defter tutulması mümkün

 bulunmaktadır.

            Ancak Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde ve 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde yer alan

 hüküm ve açıklamalar çerçevesinde iş ortaklığı kurulması halinde, kurumlar vergisi mükelle yetinin tesis edilmesi

 gerekeceğinden, birinci sınıf tüccar olarak kabul edilerek bilanço esasına göre defter tutulacağı tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim. 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

 (**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu illeriniz dolayısıyla vergi tarh

 edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.