Müteselsil sorumlu olarak yapılan ödemeler için şüpheli alacak karşılığı ayrılmasının mümkün olup olmadığ

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı :B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-933 08/03/2012

Konu : Müteselsil sorumlu olarak yapılan

ödemeler için şüpheli alacak karşılığı

ayrılmasının mümkün olup olmadığı.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda firmanızın 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında kiracınız ile

finansal kiralama sözleşmesi imzaladığı, Yatırımlarda Devlet Yardımları ile ilgili Tebliğin 12'nci maddesindeki şartlara

uyulmaması nedeniyle kiracınız ile ilgili yapılan inceleme sonucu firmanın teşvik belgesinin iptal edildiği, bu nedenle

teşvik belgesi kapsamında ödenmeyen KKDP ve cezaların toplamının firmanızdan istendiği belirtilerek, müteselsil

sorumluluk kapsamında ödediğiniz kiracı şirketten olan KKDP ve faiz tutarlarına ilişkin alacağınız için şüpheli alacak

karşılığı ayrılmasının mümkün olup olmadığı hususu sorulmaktadır.

Bilindiği gibi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 323'üncü maddesinde; "Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve

idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

1-Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar,

2-Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan

dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;

Şüpheli alacak sayılır.

Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan

geri kalan miktara inhisar eder.

Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zar hesabına intikal ettirilir."

hükmü yer almıştır.

Bu madde hükmünden anlaşıldığı üzere bir alacağın şüpheli hale gelebilmesi için alacak dava veya icra safhasında

bulunmalı ya da yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş

bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklardan oluşmalıdır.

Diğer taraftan, bir alacağın ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olması için işletme

kayıtlarına hasılat olarak girmesi veya ticareti yapılacak mal veya hizmetin maliyetiyle ilgisi olması gerekir.

Ayrıca, 284 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde 323'üncü maddede düzenlenen dava veya icra takibine

değmeyecek derecede küçük alacaklarla ilgili olarak alacağın ilgili yılın kayıtlarına bir gelir unsuru olarak girmiş bir başka

ifade ile hasılat kaydedilmiş ve katma değer vergisi beyannamelerinde beyan edilmiş olması gerektiği açıklanmıştır.

Şüpheli alacak karşılığı ayırıp bunu gider kaydetme imkânının sadece ticari ve zirai işletmelere tanınmış olmasının

nedeni ticari ve zirai kazançlarda, elde etmenin tahakkuk esasına bağlanmış olmasıdır. Bunun sonucu olarak, ticari ve

zirai işletme bünyesinde satılan mal ve hizmetin bedeli henüz tahsil edilmeden hasılata intikâl ettirilmekte ve dönem

kârının oluşumunu etkilemektedir. Satış bedeli veya hasılatın henüz alacak aşamasında iken kârın hesaplanmasında

dikkate alınmış olması, sonradan bunların işletme tarafından tahsilinin şüpheli hale gelmesi durumunda dönem kârının

fazla hesaplanması sonucunu doğuracaktır. Bu durumun giderilmesi için, alacağın işletmeye girme ihtimalinin

kaybolduğu anda zarar yazılması zorunludur. Kısaca, şüpheli alacağın zarar kaydı, kazanç tespitindeki tahakkuk esasını

düzenleyen bir esastır. Buna göre, şüpheli alacağın karşılık ayrılarak zarar yazılabilmesi için kârın oluşumunu etkilemiş,

yani daha önce tahakkuk esasına göre hasılat hesaplarına intikal ettirilmiş olması gerekmektedir.

Ayrıca, anılan maddede değişiklik yapan 2365 sayılı Kanun'un 55'inci maddesinin gerekçesinde ise "...Karşılık

ayrılmak suretiyle, zarara intikal ettirilecek alacağın ticari ve zirai faaliyetin elde edilmesi veya idamesi ile ilgili olması,

diğer bir şekilde ifade ile alacağın daha önce hasılat hesaplarına intikal ettirilmiş bulunması gerekmektedir...." ifadesine

yer verilmiştir.

Bu açıklamaya göre, şüpheli alacak ayrılmak istenen tahsil edilemeyen alacağın öncelikle hasılat hesaplarına girmiş

olması gerekmektedir. Bu durumda işletmenin sonuç hesaplarını etkilemeyen, yani daha önce kârın teşekkülünü

etkilememiş bir alacağın karşılık ayrılarak zarar yazılması mümkün değildir.

Bu nedenle, hasılat kaydedilmeyen kaynak kullanım destekleme primi ve faiz için şüpheli alacak karşılığı ayrılması

mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh

edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.