Ramazan ayı etkinlikleri dolayısıyla düzenlenen Kuran-ı Kerim gecesinde sahne alan devlet sanatçıları ile yurtdışından gelen din adamlarına ödenecek b

Özelge: Ramazan ayı etkinlikleri dolayısıyla düzenlenen
Kuran-ı Kerim gecesinde sahne alan devlet sanatçıları ile
yurtdışından gelen din adamlarına ödenecek bedellerin GVK
ve KDV Kanunu karşısındaki durumu hk.
Sayı: 
B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.6-379
Tarih: 
31/01/2012
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü
 
   
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.6-379 31/01/2012
Konu : Ramazan ayı etkinlikleri dolayısıyla düzenlenen Kuran-ı  
Kerim gecesinde sahne alan devlet sanatçıları ile
yurtdışından gelen din adamlarına ödenecek bedellerin
GVK ve KDV Kanunu karşısındaki durumu.
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formu ile Ramazan ayı etkinlikleri dolayısıyla düzenlenen Kuran-ı
Kerim gecesinde görev alan devlet sanatçılarına, yurtdışından gelen din adamları ve hafızlar ile
vergi mükellefiyeti bulunmayan müzisyenlere yapılacak ödemelerin GVK ve KDV Kanunu
karşısındaki durumu hakkında görüş talep edilmekte olup, konu hakkında aşağıdaki açıklamaların
yapılması uygun bulunmuştur.
            I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek
kişilerin sadece Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirileceği hüküm altına
alınmıştır.
            Aynı Kanunun 7 nci maddesinde; "Dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç ve
iradın Türkiye'de elde edildiği aşağıdaki şartlara göre tayin olunur:
             3.  Ücretlerde:
            a) Hizmetin Türkiye'de ifa edilmiş veya edilmekte olması veya Türkiye'de değerlendirilmesi;
            4.  Serbest meslek kazançlarında: Serbest meslek faaliyetlerinin Türkiye'de icra edilmesi
veya Türkiye'de değerlendirilmesi;
            Bu maddenin 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 7 nci bentlerinde sözü edilen değerlendirmeden
maksat, ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa, Türkiye'de
ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından
ayrılmasıdır. " hükümleri yer almaktadır.
            Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde,  ücretin tanımı yapılmış ve ücretin ödenek,
tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti
niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması da onun
mahiyetini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmış, 65 inci maddesinde ise;  "Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.            Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya
ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olnîayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır... " hükümlerine yer verilmiştir.
            Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına
ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar
hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı bendinde, yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden (Noterlere serbest meslek
faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç) (a) alt bendi uyarınca 18 inci madde kapsamına
giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17, (b) alt bendi uyarınca
diğerlerinden %20 oranında vergi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
            Öte yandan, ücret ile serbest meslek kazancı ayrımında esas alınacak ölçütlerin neler
olduğu 19/2/1999 tarih ve 23616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 221 seri no.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinde açıklanmıştır.
            Buna göre, müzisyenlik faaliyetinin iş yerine bağlı ve işverene tabi olarak yapılması halinde
elde edilen gelir ücret olarak değerlendirilecektir. îş yerine bağlılıktan maksat; kendilerine ait
olmayan bir organizasyonun işyerinde çalışılmasıdır. İşverene tabilikten maksat ise; işverenin
hizmetli üzerinde hiyerarşik bir kontrol ve yaptırım uygulama hakkının bulunup bulunmamasıdır.
Hizmetin şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapması halinde ise serbest meslek
faaliyeti olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
            Bu açıklamalara göre, Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında düzenlenen Kuran-ı Kerim
Gecesi için;
            a) Devlet sanatçıları ile yurtdışından gelen hafız ve din adamlarına yapılacak ödemelerden
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 2/(b) alt bendine göre,
            b) Orkestrada görev alan müzisyenler ile şirketiniz arasında işçi işveren ilişkisinin
bulunması halinde, bunlara yapılacak ödemelerin ücret sayılarak Gelir Vergisi Kanununun 61, 94,
98, 103 ve 104 üncü maddelerine göre; söz konusu müzisyenlerin kendi nam ve hesabına
çalışmaları halinde ise, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan bir ödeme söz konusu
olacağından, yapılacak ödemelerden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 2/(b) alt bendine
göre tevkifat yapılması gerekmektedir.
             II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
            1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
            1/2 nci maddesinde, her türlü mal ve  hizmet ithalatının KDV ye tabi olduğu, 
            1/3-c maddesinde, profesyonel sanatçıların yer aldığı gösterilerve konserler ile profesyonel
sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi, gösterilmesinin
KDV ye tabi olduğu,
            4 üncü maddesinde, hizmetin teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan
işlemler olduğu, bu işlemler, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt
etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,
            6/b maddesinde, işlemlerin Türkiye'de yapılmasının,  hizmetin Türkiye'de yapılmasını veya 
hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını ifade ettiği,
            8/g maddesinde, 1 inci maddenin 3 üncü fıkrasının (c) bendine giren hallerde bunlarıtertipleyenler veya gösterenlerin mükellef olduğu,         
            9 uncu maddesinde, gerekli görülen hallerde vergi alacağının emniyet altına alınması
amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda
Bakanlığımıza yetki verildiği,
            hükme bağlanmıştır.
            Buna göre, şirketiniz tarafından tertip edilen Kuran-ı Kerim gecesi için yurt dışından gelen
din adamları ve hafızlar ile devlet sanatçılarının verdiği hizmet serbest meslek faaliyeti kapsamında
KDV ye tabi olup, söz konusu hizmet dolayısıyla hesaplanan KDV nin şirketiniz tarafından sorumlu
sıfatıyla 2 no. lu KDV beyannamesi ile beyan edilerek aynı dönemde 1 no lu KDV beyannamesi ile 
indirim konusu yapılması gerekmektedir.
            Öte yandan, vergi mükellefiyeti bulunmayan müzisyenler ile şirketiniz arasında işçi işveren
ilişkisinin bulunması halinde, bunlara yapılacak ödemeler ücret sayılarak verilen ücret KDV ye tabi
olmayacaktır. Ancak, söz konusu müzisyenlerin kendi nam ve hesabına çalışmaları halinde serbest
meslek faaliyeti çerçevesinde ifa edilen bir hizmet söz konusu olacağından, müzisyenlerin bu
faaliyeti Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamında ve münhasıran aynı Kanunun 94
üncü maddesinde sayılan kişi ve kuruluşlara yapıyor olmaları halinde hesaplanan KDV nin şirketiniz
tarafından sorumlu sıfatıyla 2 no. lu KDV beyannamesi ile beyan edilerek aynı dönemde 1 no lu KDV
beyannamesi ile  indirim konusu yapılması; müzisyenlerin bu faaliyeti Gelir Vergisi Kanununun 94
ünü maddesi kapsamı dışındakilere de yapıyor olması halinde hesaplanan KDV nin kendileri
tarafından beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir.
             Bilgi edinilmesini rica ederim.
           
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.