Sendika çalışanına verilen borçlar üzerinden vergi kesintisi yapılıp yapılamayacağı hk.
Özelge: Sendika çalışanına verilen borçlar üzerinden vergi
kesintisi yapılıp yapılamayacağı hk.
Sayı:
B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 94-2562
Tarih:
14/08/2012
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 94-2562 14/08/2012
Konu : Sendika çalışanına verilen borçlar üzerinden vergi
kesintisi yapılıp yapılamayacağı.
İlgi (c)'de kayıtlı özelge talep formunda, taksitler halinde ve ücretlerinden kesinti yapmak
yoluyla tahsil edilmek üzere Sendikanız çalışanına verilen borçlar üzerinden vergi kesintisi yapılıp
yapılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız
görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde, "Ücret,
işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar
ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans,
aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
..." hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare
ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını
bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin bu fıkranın bentlerinde sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükmüne yer verilmiş
olup aynı fıkranın (1) numaralı bendinde ise hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede
yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104 üncü maddelere
göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, Sendikalar Kanununun "Sendika ve konfederasyonların giderleri" başlıklı 44
üncü maddesinde, sendika ve konfederasyonların, üyeleriyle çalıştırdıkları işçiler dâhil hiç kimseye
borç veremeyecekleri ancak, nakit gelirlerinin % 5'ini aşmamak kaydıyla sosyal amaçlı harcamaya,
genel kurul kararıyla yönetim kurullarını yetkilendirebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç)
bendi ile dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler vergi mükellefiyeti kapsamına alınmış olup,
aynı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında da dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup
faaliyetleri devamlı bulunan sermaye şirketi ve kooperatif statüsünde bulunmayan ticari, sınai ve
zirai işletmelerin iktisadi işletme olduğu; altıncı fıkrasında ise dernek veya vakıflara ait iktisadi
işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasındabulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış
sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği; mal veya
hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş
amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.4.) bölümünde iktisadi işletmenin
belirlenmesinde işletmenin belirgin özelliklerinin bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya
zirai bir mahiyet arz etmesi olduğu; diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari
faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde
bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu; Kanunun bu gibi
halleri tek tek saymak yerine, dernek veya vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen
tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı, satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti
karşılayacak kadar olmasının, kar edilmemesinin, karın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin
bunların iktisadi işletme olma vasfını değiştirmeyeceği açıklanmıştır. Ayrıca kazanç sağlama amacı
olmasa dahi işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve hizmet satışı ya da bunlara
benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da dernek veya vakıflara ait
iktisadi işletme oluştuğu kabul edilecektir.
Vergi uygulamaları bakımından dernek olarak kabul edilen sendikaların tüzel kişilikleri
itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamaktadır. Ancak, iktisadi işletme oluşturacak
şekilde ticari, sınai ve zirai faaliyette bulunulması halinde bu faaliyetler nedeniyle kurumlar vergisi
mükellefiyeti tesis ettirilecektir.
Buna göre, ... Sendikası tarafından, üyelerine verilen borç paralar nedeniyle faiz adı altında
bir bedel alınması halinde, bu faaliyet nedeniyle adı geçen Sendikaya ait iktisadi işletme
oluşacağından oluşan bu iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi
gerekmektedir.
Diğer taraftan, Sendikanız çalışanına verilen borç tutarına faiz tahakkuk ettirilmemesi
durumunda ise Sendikanıza bağlı iktisadi işletme oluşmayacak olup avans ödemesi niteliğinde olan
bu ödemelerin, Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesine göre ücret olarak değerlendirilmesi ve
bu ödemeler üzerinden aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine
göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Bununla birlikte, verilen avans tutarının taksitler halinde aylık ücret tutarından kesilmesi
sonucu kalan tutar üzerinden Sendikanız çalışanına yapılacak ücret ödemeleri üzerinden de gelir
vergisi tevkifatı yapılacaktır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.