Sermayesine ortak olunan 2 adet şirketin teknik iflasa uğramaması için vazgeçilen alacağın kurum kazancından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hk.
Sermayesine ortak olunan 2 adet şirketin teknik iflasa
uğramaması için vazgeçilen alacağın kurum kazancından
indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hk.
Sayı:
50426076-125[8-2014/20-236]-10009
Tarih:
07/03/2017
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı : 50426076-125[8-2014/20-236]-10009 07.03.2017
Konu : Sermayesine ortak olunan 2 adet
şirketin teknik iflasa uğramaması
için vazgeçilen alacağın kurum
kazancından indirim konusu yapılıp
yapılmayacağı
İlgide kayıtlı özelge talep formu ile ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden,
sermayelerinin tamamı şirketinize ait olan … A.Ş. ile … A.Ş. nin geçmiş yıl zararları nedeniyle
sermayelerinin kaybedilmiş olduğu, yönetim kurulu kararlarıyla söz konusu şirketlerden olan
alacaklarınızın Türk Ticaret Kanununun 376 ncı maddesi gereğince yine bu şirketlerin geçmiş yıl
zararlarına mahsup edilmek üzere özkaynaklara zarar karşılama fonu olarak alınmasına ve bu
şirketlerin teknik iflasa uğramamaları için toplam 5.499.238,90-TL alacağınızdan vazgeçilmesine
karar verilmiş olduğu belirtilerek zararla itfa edilen 5.499.238,90-TL tutarındaki vazgeçilen alacak
tutarının 30.04.2014 tarihinde sona eren özel hesap dönemine ait kurum kazancınızdan indirilip
indirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin bir hesap
dönemi içinde elde edilen safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının
tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme
bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın
teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonundaki ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark
olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan
indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespit
edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci
maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 maddesinde "Kazai bir hükme veya kanaat
verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz
alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriylezarara geçirilerek yok edilirler. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde
hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler." hükmüne yer
verilmiştir.
Bir alacağın değersiz alacak olarak değerlendirilebilmesi için kazai bir hükme veya kanaat
verici bir belgeye göre tahsiline imkân kalmadığının ispatı gerekir. Görüldüğü gibi değersiz alacak;
kaybedilmiş, tahsiline artık imkân kalmamış, değeri sıfıra inmiş bir alacaktır. Kanuni düzenlemeye
göre alacağın tahsil imkânının kalmadığının, kazai bir hükümle veya kanaat verici bir vesika ile
tevsik edilmesi icap etmektedir. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için
kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler
sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hâkim tarafından hükmedilmiş olması; kanaat verici vesika
teriminden ise ödemeyi imkânsız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgeler
anlaşılmalıdır. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması değersiz
alacak uygulaması bakımından büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde alacakların tahsilinin
mümkün olmadığının takdiri mükellefe bırakılmış olur. Böyle bir boşluk bırakmamak amacıyla
kanun koyucu değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın kazai bir hüküm veya kanaat verici bir
vesika ile tevsikini öngörmüştür.
Kanaat verici bir vesikadan ne anlaşılması gerektiği hususunda ise vergi hukuku uygulaması
bakımından örnek olarak aşağıdaki belgeler sayılabilir:
-Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya Medeni Kanunun 31 ve izleyen
maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçıların da mirası
reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,
-Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme
kararı,
-Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,
-Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,
-Borçlunun dolandırıcılıktan mahkum olması ve herhangi bir malvarlığı bulunmadığını
belgeleyen resmi evrak,
-Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal
süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı,
-Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla
alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar, (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından
vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.) -Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilmiş ve ilgili masa tarafından tasfiyeye tabi
tutulmuş bulunan iflas kararına ilişkin belgeler.
Bu itibarla, sermayelerinin tamamı şirketinize ait olan bağlı ortaklığınızın iflasının
önlenmesi amacıyla söz konusu ortaklığınızdan olan alacağınızdan vazgeçilmesine ilişkin olarak
yönetim kurulu kararının kanaat verici vesika olarak kabulü mümkün olmayıp mahkeme huzurunda
alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler veya yukarıda ifade edildiği şekilde
alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmanın bulunması şartıyla vazgeçilen alacak tutarının kurum
kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge
geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla
vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi
hesaplanmayacaktır.