Sermayeye ilave işleminin nasıl yapılması gerektiği hk.
Özelge: Sermayeye ilave işleminin nasıl yapılması gerektiği
hk.
Sayı:
B.07.1.GİB.4.41.15.02-5811-23
Tarih:
13/05/2010
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri ve Usul Müdürlüğü
İVEDİ
Sayı : B.07.1.GİB.4.41.15.02-5811-23 13/05/2010
Konu : VARLIK BARIŞI
İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, şirket yönetim kurulu üyesi ve kanuni
temsilcisi ... tarafından 5811 Sayılı Kanun kapsamında yurtdışında bulunan dövizin 16.12.2009
tarihinde Türkiye'ye getirildiği, ilgili tutarın sermayenin cüz'ü olarak özel fon hesabında tutulduğu,
ilk genel kurulda sermayeye ilave edilmek istendiği ancak, sermayeye ilave işleminin nasıl
yapılması gerektiği konusunda tereddüte düşüldüğü belirtilerek Kanun kapsamında yapılması
gereken hususların bildirilmesi istenmiştir.
Bilindiği üzere, 22.11.2008 tarih ve 27062 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
5811 sayılı Kanunla; gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul
kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda
alınması ile yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden
varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi
amaçlanmıştır.
06.12.2008 tarih ve 27076 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 seri no.lu 5811 Sayılı Bazı
Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanuna İlişkin Genel Tebliğin "3.Uygulama
Esasları" başlıklı bölümünde, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında sahip olunan varlıkların
bildirim, beyan ve kayıtlara alınmasına ilişkin esaslar belirlenmiş olup,"3.5. Bildirilen veya beyan
edilen varlıkların yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi" başlıklı bölümünde, 01.10.2008 (5917
sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra beyanda bulunan mükellefler için 01.06.2009) tarihi itibariyle
yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirilen veya beyan edilen varlıkların, Vergi Usul Kanunu
uyarınca defter tutan mükelleflerce, istenilmesi halinde, yasal defterlere kaydedilebileceği ancak,
yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına bildirim veya beyana konu edilmesi
durumunda Kanunun sağladığı avantajlardan ilgili şirket yararlanabileceğinden bu varlıkların
anılan şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Aynı Tebliğin "3.5.1. Yurt dışında sahip olunan varlıkların kayıtlara intikali" başlıklı bölümünde ise,
bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümleri uyarınca yasal defterlerine
kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacakları; söz konusu hesabın sermayenin cüz'ü
addolunacağı ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacağı; fon hesabında
tutulanbututarların, işletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmeyeceği gibiGelir Vergisi
Kanununun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri uyarınca
gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmeyeceği belirtilmiştir.
Anılan Tebliğin "3.5.2.1. Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce yapılacak işlemler" başlıklı
bölümünde de, Türk Ticaret Kanununun 391 inci maddesi hükmü uyarınca, esas sermayeye karşılık
olan hisse senetlerinin bedelleri tamamen ödenmedikçe genel kurulca yeni hisse senetleri çıkarmak
suretiyle sermayenin artırılmasına karar verilemeyeceğinin sermaye artırımının şartları arasında
sayıldığı; diğer taraftan, 5811 sayılı Kanunun belirli bir süreyle uygulanacak olması, bu Kanunagöre beyan edilen varlıklar nedeniyle oluşan fon hesabının sermayenin bir cüz'ü addolunacağı ve
beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edileceği hükme bağlandığından, ayrıca pay
sahiplerine ilave bir ödeme yükümlülüğü de getirmediğinden daha önce ortaklarca taahhüt edilen
sermaye ödenmeden de söz konusu fonların sermayeye ilave edilmesinin mümkün olduğu;
ancak,Kanun kapsamında beyan edilen varlıklar nedeniyle oluşan fonların şirket ortaklarınca
taahhüt edilen sermaye taahhüt borçlarının kapatılmasında kullanılmasının mümkün olmadığı
hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz yönetim kurulu üyesi tarafından 5811 sayılı
Kanun kapsamında şirketiniz adına beyan edilen tutarın şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilerek
kaydedilmesi ve bu kıymet için pasifte özel bir fon hesabı açılarak, beyan tarihinden itibaren altı ay
içinde sermayeye ilave edilmesi gerekmektedir.
Diger taraftan, sermayenin artırılmasına ilişkin usul ve esaslar Türk Ticaret Kanununun 391-395
inci maddelerinde belirlenmiş olup 5811 sayılı Kanunda sermaye artışının nasıl yapılması
gerektiğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Vergi Dairesi Başkanı a.
Grup Müdürü
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.