Şirketçe ödenen mahkeme harcı, avukatlık ücreti ve faizin gider olarak gösterilip gösterilmeyeceği hk.

Özelge: Şirketçe ödenen mahkeme harcı, avukatlık ücreti ve
faizin gider olarak gösterilip gösterilmeyeceği hk.
Sayı: 
93767041-125[6-11-GV-40-2013/35]-68
Tarih: 
25/04/2014
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
 
Sayı : 93767041-125[6-11-GV-40-2013/35]-68                                                           25/04/2014
Konu : Şirketçe ödenen mahkeme harcı, avukatlık ücreti ve faizin gider olarak gösterilip
gösterilmeyeceği
 
İlgi : 29.08.2013 tarih ve 7468 sayı ile gelen 28.08.2013 tarihli özelge talebiniz.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;
- ... Holding A.Ş. ile 01.03.2005 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmesiyle ... ... A.Ş.'nin
hisselerinin satın alındığı,
- Anlaşmaya göre 01.01.2005 tarihinden önceki şirket faaliyetleri nedeniyle doğabilecek
borçların teminatı olmak üzere garantör sıfatıyla ... A.Ş.'den 31.12.2008 tarihine kadar geçerli
olan banka teminat mektubunun alındığı ve 24.11.2008 tarihinde teminat mektubunun
şirketinizce paraya çevrildiği,
- Ancak, söz konusu firmanın teminat mektubunun süresi bitmeden paraya çevrilmesine itiraz
etmesi neticesinde dava açıldığı ve mahkeme kararında ana bedele ilişkin gecikme faizi, icra
inkar tazminatı, yargı harcı ve sair dava/icra masraflarının ödenmesine hükmedildiği
belirtilmiş olup, bu ödemelerin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp
alınamayacağı; alınabilecekse hangi dönemin kazancı ile ilişkilendirileceği hususlarında
Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin,
mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı,
ikinci fıkrasında ise, safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç
hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun "İndirilecek Giderler" başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin,
(3) numaralı bendinde ise, işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye, ilam veya kanun emrine
istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği
belirtilmiştir.
Kurumlar Vergisi Kanununun "Kabul Edilmeyen İndirimler" başlıklı 11 inci maddesinin birinci
fıkrasının (g) bendinde, sözleşmelerde cezai şart olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere,kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve
manevi zarar tazminat giderlerinin kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilemeyeceği
hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak
yazılabilmesi için, işle ilgili olması ve sözleşmeye, ilama veya kanun emrine bağlı bulunması şarttır.
Ancak, kurumlar tarafından işle ilgili ödenen tazminatlar sözleşmeye, ilama veya kanun emrine
bağlı bulunsa dahi, kurumların ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının kusurlarından
kaynaklanan tazminatlar gider olarak yazılamayacaktır.
Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ve "dönemsellik ilkesi" olmak üzere iki temel ilke
geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş
olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve
işlemden kaynaklanan alacağının veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir.
Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, mahkeme kararına istinaden ödenecek gecikme faizi, icra inkar
tazminatı, yargı harcı ve diğer dava masraflarının işle ilgili olması, ilama bağlı bulunması ve
kurumun kendisinin, yöneticilerinin ve çalışanlarının kusurlarından doğmamış bulunması şartıyla,
fiilen ödendiği tarihler itibariyle kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması
mümkündür.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413 .maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.