Şirketin Geçmiş Yıl Zararlarının Ortaklar Tarafından Karşılanması Durumunda Vergilendirme Hk.
Kanun Numarası
3065
Kanun
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU
Özelge No
62030549-125-894824
Özelge Tarihi
07.07.2026
Şirketin Geçmiş Yıl Zararlarının Ortaklar Tarafından
Karşılanması Durumunda Vergilendirme Hk.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Defterdarlığı
Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : E-62030549-125-….
07.07.2026
Konu :
Şirketin geçmiş yıl zararlarının ortaklar tarafından
karşılanması durumunda vergilendirme.
İlgi : ….
İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, şirketinizin 2011, 2012 ve 2013
yıllarına ilişkin geçmiş yıl zararlarının ortaklar tarafından karşılanması durumunda
geçmiş yıl zararları hesabının kapatılıp kapatılamayacağı ve bu işlemin kurumlar
vergisi ve katma değer vergisine tabi olup olmayacağı hususunda görüş talep edildiği
anlaşılmıştır.
1
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde;
"(1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum
kazancı üzerinden hesaplanır.
(2) Safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki
hükümleri uygulanır. Ziraî faaliyetle uğraşan kurumların bu faaliyetinden doğan
kazançlarının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun 59 uncu maddesinin son fıkra hükmü
de dikkate alınır.
(3) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı maddesi uyarınca
sermayenin tamamlanmasına karar verilen şirketin ortakları tarafından zarar sebebiyle
karşılıksız kalan kısmı kapatacak miktarda aktarılan tutarlar kurum kazancının
tespitinde dikkate alınmaz."
hükmü yer almaktadır.
Kurumlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesiyle her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı
gösterilmek ve beş yıldan fazla nakledilmemek koşuluyla geçmiş yılların
beyannamesinde yer alan zararların kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar
vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek üzere kurum kazancından
indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı maddesinde, son yıllık bilançodan, sermaye
ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı
anlaşılırsa, yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağıracağı, bu genel
kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunacağı, son yıllık bilançoya göre, sermaye
ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı
anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurulun, sermayenin üçte biri ile
yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirketin
kendiliğinden sona ereceği hükme bağlanmıştır.
Konuya ilişkin açıklamaların yapıldığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı
Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin;
- "Genel kurulun toplantıya çağrılması" başlıklı 5 inci maddesinde,
"(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya
da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde yönetim organı,
genel kurulu hemen toplantıya çağırır. Genel kurulun gündem maddeleri arasında,
sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının karşılıksız kaldığı belirtilir.
(2) Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar
sebebiyle karşılıksız kaldığı durumlarda farklı bir gündem ile toplantıya çağrılmış olsa
2
dahi bu husus genel kurulda görüşülür.",
- "Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle
karşılıksız kalması halinde genel kurul" başlıklı 7 nci maddesinde,
"(1) Zararın, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisine eşit veya bu
tutardan çok olması halinde, toplantıya çağrılan genel kurul;
a) Kanunun 473 ilâ 475 inci maddelerine göre sermaye azaltımı yapılmasına,
b) Sermayenin tamamlanmasına,
c) Sermayenin artırılmasına,
karar verebilir.",
- "Sermayenin tamamlanması" başlıklı 9 uncu maddesinde de,
"(1) Sermayenin tamamlanması, bilânço açıklarının ortakların tamamı veya bazı
ortaklar tarafından kapatılmasıdır. Kanuni yedek akçelerin yitirilen kısımlarının
tamamlanmasına gerek yoktur. Sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde
her ortak zarar sebebiyle karşılıksız kalan tutarı kapatacak miktarda parayı vermekle
yükümlüdür. Her ortak, payı oranında tamamlamaya katılabilir ve verdiğini geri alamaz.
Bu yükümlülük, sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp
karşılıksızdır. Ayrıca yapılan ödemeler, gelecekte yapılacak sermaye artırımına
mahsuben bir avans olarak nitelendirilmez.
(2) Sermayenin tamamlanmasında, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketler bakımından Kanunun 421 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, limited
şirketler bakımından ise 603 ve devamı maddeleri uygulanır. Sermayenin
tamamlanamaması, bazı ortakların kendi istekleriyle tamamlama yapmasına engel
oluşturmaz.
(3) Bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler uyarınca yapılan
ödemeler öz kaynaklar içerisinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanır ve
takip edilir. Sermaye tamamlama fonu yalnızca zararların mahsup edilmesi suretiyle
kullanılabilir."
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre, şirketinizin geçmiş yıl zararları nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun
376 ncı maddesi uyarınca sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde,
ortaklarınız tarafından zarar sebebiyle karşılıksız kalan kısmı kapatacak miktarda
şirketinize aktarılan tutarların kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaması
gerekmektedir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi uyarınca sermayenin
3
tamamlanmasına karar verilmemiş olması halinde ise ortaklar tarafından karşılanan
söz konusu tutarların kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerektiği tabiidir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı KDV Kanununun;
1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,
20 nci maddesinde; teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını
teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin malı teslim alan veya kendisine hizmet
yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne
suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade
ettiği,
24/c maddesinde; vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer
adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV matrahına dahil
olduğu
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre şirketiniz bilanço zararlarının, sermayeyi tamamlamaya yönelik olarak
ortaklar tarafından karşılanması (zararın ortaklarca paylaşılması, zararın ortaklarca
üstlenilmesi) işlemi, finansman temini olarak değerlendirilmemesi ve herhangi bir mal
teslimi veya hizmet ifası gerçekleşmemesi nedeniyle KDV'nin konusuna girmemektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
4