Sosyal tesislerin üyeler dışında kullanılması durumunda kurumlar vergisi muafiyeti hk.

Özelge: Sosyal tesislerin üyeler dışında kullanılması
durumunda kurumlar vergisi muafiyeti hk.
Sayı: 
38418978-2009-KVK-2-16/-836
Tarih: 
14/08/2012
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
 
   
Sayı : 38418978-2009-KVK-2-16/-836 14/08/2012
Konu : Sosyal tesislerin üyeler dışında kullanılması durumunda  
kurumlar vergisi muafiyeti
 
            İlgide kayıtlı yazınızda, 4357 sayılı Kanuna göre kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip
Sandığınıza bağlı sosyal tesislerde üyelerin konaklama ve yemek ihtiyaçlarının karşılandığı, üyelerin
yanında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kamu personelinin de konaklama ve yemek
ihtiyaçlarının karşılanması yönünde talepler bulunduğu belirtilerek üyeleriniz dışında kamu kurum
ve kuruluşlarında çalışan kamu personelinin sosyal tesislerden faydalanması halinde kurumlar
vergisi ve katma değer vergisi yönünden vergi mükellefiyetinin doğup doğmayacağı hususlarında
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile
iktisadi kamu kuruluşları, (ç) bendi ile de dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler vergi
mükellefiyeti kapsamına alınmış olup aynı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında da Devlete,
il özel idarelerine, belediyelere ve diğer kamu kuruluşlarına ait ve tabi olup faaliyetleri devamlı
bulunan sermaye şirketi ve kooperatif statüsünde bulunmayan ticari, sınai ve zirai işletmelerin
iktisadi kamu kuruluşu olduğu; aynı maddenin altıncı fıkrasında ise bunların kazanç gayesi
gütmemelerinin, faaliyetlerinin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunmasının, tüzel
kişiliklerinin olmamasının, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya
işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerine tesir etmeyeceği; mal ve hizmet bedelinin sadece
maliyeti karşılayacak kadar olması, kar elde edilmemesi veya karın kuruluş amaçlarına tahsis
edilmesinin bunların iktisadilik niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
            Anılan Kanununun uygulanmasına ilişkin açıklamalar içeren 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi
Genel Tebliğinin (2.3.1.) bölümünde iktisadi kamu kuruluşunun ticari, sınai veya zirai bir işletme
oluşturup oluşturmadığı hususunda, Tebliğin (2.4.) bölümünde yapılan açıklamaların dikkate
alınması gerektiği belirtilmiştir.
            Söz konusu Tebliğin (2.4.) bölümünde ise iktisadi işletmenin belirlenmesinde işletmenin
belirgin özelliğinin bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesinin,
diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir
organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da
hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu, kanunun bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek veya
vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı,
satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının, kar
edilmemesinin, karın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme olma vasfını
değiştirmeyeceği, 6. bölümünde de safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari
kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.            Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 inci maddesinin birinci fıkrasında, her
türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
            Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup kazanç sağlama
niyet ve kastının bulunup bulunmaması, böyle bir organizasyon tarafından icra edilen "ticari
faaliyet" olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak bir faaliyetin "ticari faaliyet" sayılabilmesi için,
kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte faaliyeti icra eden organizasyonun bütün
unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği
ortaya çıkmaktadır.
            Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile genel
yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait olup sadece kamu görevlilerine hizmet veren, kar amacı
gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş ve konukevleri ile askeri kışlalardaki kantinler
kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.
            1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (4.5.1.) bölümünde ise Genel yönetim
kapsamındaki kamu idarelerine ait olup sadece kamu görevlilerine barınma hizmeti verilen ve
barınmanın gerektirdiği kahvaltı ve yemek gibi zaruri ihtiyaçların karşılandığı konukevleri kurumlar
vergisinden muaf olduğu bu nedenle, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait
konukevlerinin amaçları dışında faaliyet göstermeleri veya kamu görevlileri dışındaki kişi ve
kuruluşlara hizmet vermeleri ve bu durumun devamlılık arz etmesi halinde, bu faaliyetlerin
kurumlar vergisine tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir.
            Öte yandan, 4357 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde Sandık gelirlerinin;
            1 - Azalardan umumi heyetçe tespit edilecek miktarda her ay kesilecek aidatlar,
            2 - Teberrular ve Devlet bütçesinden yapılacak yardımlar,
            3 - Sandık gelirlerinin nemalandırılmasından hasıl olan karlar,
            4 - Sandığın maksatlarını tahakkuk ettirmeye elverişli prevantoryum ve kaplıca gibi tesisler
satın alarak veya yaptırılarak bunların kiralanmasından veya işletilmesinden elde edilecek
kazançlar,
            olduğu belirtilmiş olup 14 üncü maddesinde ise Sandığın gelirlerinin bilumum vergi, resim
ve harçlara tabi olmadığı gibi haciz ve temlik dahi edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
            Bu hüküm ve açıklamalara göre, Sandığınızın prevantoryum ve kaplıca gibi sağlık tesislerini
satın alarak veya yaptırarak, bunların kiralanmasından veya işletilmesinden elde edeceği kazançlar
Sandık gelirleri arasında sayılmış olduğundan söz konusu faaliyetler nedeniyle Sandığınıza bağlı bir
iktisadi işletme oluşmayacaktır. 4357 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamında elde edilen
gelirlere ilişkin olarak verilen muafiyet sadece ilgili faaliyet alanları ile sınırlı olup Sandığınızca elde
edilen tüm gelirlerin muafiyet kapsamından değerlendirilmesi de mümkün bulunmamaktadır.
            Bu nedenle, genel yönetim kapsamındaki kamu idaresine ait olmayan ve bedel karşılığı
konaklama, yemek vb. hizmetler verilen Sandığınıza bağlı sosyal tesislerde üyelerinize ve/veya
üyeleriniz dışındaki kişi ve kurumlara bedel karşılığı hizmet verilmesi nedeniyle Sandığınıza bağlı
oluşan iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekmektedir.
            KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, ticari,
sınai, zirai faaliyetleri çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olacağı
hükmüne yer verilmiştir.
            Aynı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (3/g) bendinde, genel ve katma bütçeli
idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere,üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar
tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya
tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin katma
değer vergisine tabi olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise ticari, sınaî, ziraî faaliyet ile serbest
meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliği Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre; Gelir
Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat
hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.
            Buna göre, ... bağlı sosyal tesislerde üyelerinize ve/veya üyeleriniz dışındaki kişi ve
kurumlara hizmet verilmesi nedeniyle Sandığınıza bağlı bir iktisadi işletme oluştuğundan söz
konusu faaliyetlere ilişkin mal teslimi ve hizmet ifalarının genel hükümler çerçevesinde katma
değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.