Tahsil edilemeyen alacağın değersiz alacak olarak kabul edilip edilmeyeceği ve K.V. yönünden değerlendirilmesi hk.

Tahsil edilemeyen alacağın değersiz alacak olarak kabul
edilip edilmeyeceği ve K.V. yönünden değerlendirilmesi hk.
Sayı: 
62030549-125[8-2016/165]-236148
Tarih: 
04/08/2017
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)
 
   
Sayı :62030549-125[8-2016/165]-236148 04.08.2017
Konu :Tahsil edilemeyen alacağın değersiz  
alacak olarak kabul edilip
edilmeyeceği ve K.V. yönünden
değerlendirilmesi.
 
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
- ……… A.Ş. tarafından 4.000 TL bedelli çek için ……. İcra Müdürlüğünde icra takibine
başlanıldığı,
- Yapılan takip ve yargılama neticesinde tüm tahsilat çabalarına rağmen takibin semeresiz
kaldığı ve …….. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/945 Esas sayılı kararıyla, zamanaşımı nedeni ile
takibin durdurulmasına hükmedildiği, mahkeme kararının kesinleştiği, takibin durdurulması
üzerine ise icra dosyasında herhangi bir işlem yapılmadığı ve şirket alacağının tahsil kabiliyeti
kalmadığı,
- Bu nedenle zamanaşımına uğramış bir alacak nedeniyle zarar oluştuğu
belirtilmiş ve söz konusu mahkeme kararına istinaden bahse konu alacağın değersiz alacak
olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate
alınıp alınamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin,
mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve
safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin
uygulanacağı belirtilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın
teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonundaki ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark
olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan
indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespitedilmesi sırasında Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci
maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler
sayılmış olup, anılan maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde
edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin; (7) numaralı bendinde de Vergi Usul
Kanununa göre ayrılan amortismanların gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde; "Kazai bir hükme veya kanaat verici
bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacaktır.
Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve
mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz
alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler." hükmü yer almaktadır.
Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun;
- 814 üncü maddesinde, "Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı
sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl (6273 sayılı Kanun ile
değişmeden önce altı ay) geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmü,
- 818 inci maddesinde, "F) Poliçeye ait aşağıdaki hükümler çek hakkında da uygulanır:

p) Zamanaşımının kesilmesine dair 750 ve 751 inci maddeler." düzenlemesi,
- 750 nci maddesinde, "Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın
ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir." hükmü,
- 751 inci maddesinde, "Zamanaşımını kesen işlem, kimin hakkında meydana gelmişse ancak
ona karşı hüküm ifade eder. Zamanaşımı kesilince, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye
başlar." hükmü
mevcut bulunmaktadır.
213 sayılı Kanunun 322 nci maddesi uyarınca, kazai bir hükme veya kanaat verici bir
vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacak olarak nitelendirilmiştir.Görüldüğü gibi değersiz alacak; kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış ve değeri sıfıra inmiş
bir alacaktır.
Kanuni düzenlemeye göre alacağın tahsil imkanının kalmadığının, kazai bir hükümle veya
kanaat verici bir vesika ile tevsik edilmesi icap etmektedir. Kazai bir hükümden anlaşılması
gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış
bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından
hükmedilmiş olması; kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkansız hale getirmiş hal ve
sebepler sonucu ortaya çıkmış belgeler anlaşılmalıdır. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve
inandırıcı belgelerle ortaya konması değersiz alacak uygulaması bakımından büyük önem
taşımaktadır. Aksi takdirde alacakların tahsilinin mümkün olmadığının takdiri mükellefe bırakılmış
olur. Böyle bir boşluk bırakmamak amacıyla kanun koyucu, değersiz hale geldiği ileri sürülen
alacağı ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika
ile tevsikini öngörmüştür.
Ayrıca, alacağın değersiz hale geldiği yıl hesaplara zarar olarak yazılması gerekmekte olup,
ilgili olduğu yılda zarar yazılmayan alacağın sonraki yıllarda dikkate alınması da mümkün
bulunmamaktadır.
Vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara örnek olarak aşağıdaki
belgeler sayılabilir.
- Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya Medeni Kanunun 31 ve izleyen
maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçıların da mirası
reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,
- Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme
kararı,
- Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,
- Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,
- Borçlunun dolandırıcılıktan mahkum olması ve herhangi bir malvarlığı bulunmadığını
belgeleyen resmi evrak,
- Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal
süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı,
- Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla
alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından
vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.),
- Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilmiş ve ilgili masa tarafından tasfiyeye tabitutulmuş bulunan iflas kararına ilişkin belgeler.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, söz konusu alacakların değersiz alacak olarak
dikkate alınabilmesi ve gider olarak kayıtlara intikal ettirilebilmesi için, bu alacakların değersiz
olduğuna ilişkin kanaat verici belgelerin ve mahkeme kararının ilgili olduğu yıl hesaplara alınması
gerekmektedir.
Aksi halde bu alacağın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi ve gider olarak
kayıtlara alınmasına imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, özelge talep formu ekinde yer alan …….. İcra Hukuk Mahkemesinin 30/10/2014
tarih ve E: 2014/945, K: 2014/1235 sayılı kararında, takip tarihinden itibaren alacaklının 6 aylık
süreler içerisinde bu borçlu aleyhine işlem yapmadığının anlaşıldığı ve zamanaşımı süresi
dolduğundan takibin durdurulmasına karar verildiği belirtilmektedir.
Zamanaşımı bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp var olan bir
hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Ayrıca, alacağın zamanaşımına
uğraması durumu ancak alacaklının borçluyu ısrarla takip etmemesi neticesinde mümkün
olduğundan ısrarla takip edilmeyen alacakların zamanaşımına uğraması halinde bunların değersiz
alacak olarak kaydedilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda, anılan mahkeme tarafından zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle takibinin
durdurulmasına karar verilen alacağın, değersiz alacak olarak değerlendirilmesine imkan
bulunmadığından, söz konusu tutarın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması
mümkün değildir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge
geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla
vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi
hesaplanmayacaktır.