Tahsil edilemeyen alacakların değersiz alacak olarak kaydı hk.

Tahsil edilemeyen alacakların değersiz alacak olarak

kaydı hk.

Kanun Numarası

213

Kanun

VERGİ USUL KANUNU

Özelge No

E-27575268-105[2025-1808]-161290

Özelge Tarihi

13.03.2026

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü

E-27575268-105[2025-

Sayı 1808]-161290

Tahsil

edilemeyen

Konu:alacakların

değersiz alacak

olarak kaydı hk.

13.03.2026

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; şirketinizin ticari alacağının

bulunduğu mükellef hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, iflas

masasınca yapılan tasfiye işlemlerinden sonra alacağınızın bir kısmının tahsil

edilemediği belirtilerek, alacağınızın tahsil edilemeyen kısmının kesinleşmiş iflas

kararına istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi kapsamında

değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda

Defterdarlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde, "Kazai bir hükme veya kanaat

verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmıyan alacaklar değersiz alacaktır.

Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve

mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren

değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler." hükümleri yer

almaktadır.

Bu bağlamda, bir alacağın değersiz alacak olarak değerlendirilebilmesi için kazai bir

hükme veya kanaat verici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmadığının ispatı

gerekmekte olup, bahse konu madde uygulamasında esas itibariyle, kaybedilmiş,

tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklar değersiz alacaklar

kapsamında değerlendirilmektedir. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcI

belgelerle ortaya konması, değersiz alacak uygulaması bakımından önem

taşıdığından, Kanun koyucu tarafından, değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın

ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir

vesika ile tevsiki öngörülmüştür. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın

tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu

müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından

hükmedilmiş olmasıdır. Kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsız hale

getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgelerin anlaşılması gerekmekte

olup, vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara;

- Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya 4721 sayılı Türk Medeni

Kanununun 32 ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen

gaiplik kararı ve mirasçılarından mirası reddettiklerine dair sulh hukuk

mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,

- Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair

mahkeme kararı,

- Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,

- Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,

- Borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve herhangi bir mal varlığı

bulunmadığını belgeleyen resmi evrak,

- Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının

kaldırıldığını ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını

gösteren icra memurluğu yazıSı,

- Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak

şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar, (Alacaklının tek taraflı irade

beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı

mümkün değildir.)

- Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilen iflas kararı dolayısıyla ilgili masa

tarafından alacakların tasfiyeye tabi tutulması sonrasında verilen iflasın kapanması

kararına ilişkin belgeler

örnek olarak sayılabilir.

Ayrıca, bir alacağın Vergi Usul Kanunu bağlamında değersiz alacak hüviyeti

kazanmasına dayanak oluşturan kanaat verici belgelerin veya mahkeme kararının

ilgili olduğu yıla ait gider hesaplarına intikal ettirilmek suretiyle zarar yazılması

gerekmekte, zarar yazılması gereken yıldan önceki yahut sonraki yıllarda zarar

yazılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, iflas yolu ile takip, iflasa tabi kişiler hakkında yürütülen külli bir takip

yolu olup, yetkili yargı mercii tarafından verilecek iflas kararı ile kararın verildiği gün

ve saat itibariyle iflas açılmış olmaktadır. Böylelikle iflasa tabi kişi müflis sıfatını

kazanmaktadır. İflas halinde, istisnai durumlar haricinde esas itibariyle, borçlu

aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipler

durmaktadır. Alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla takip edebilmesi

yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, iflas halinde söz konusu takip yolları

kapanmakta, sadece iflas masasına kayıt olma hakkı verilmekte, cebri icra ve külli

tasfiye yolu olan iflas halinde bütün alacaklılar eşit şekilde işlem görmekte,

dolayısıyla ferdi icra takiplerine izin verilmemektedir.

Buna göre, 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesi uygulamasında, borçlu şirket

hakkında mahkemece verilmiş iflas kararı ile iflasın açılmış olması, borçludan olan

alacakların değersiz alacak olarak kabul edilerek hesaplara intikal ettirilebilmesi için

yeterli bulunmamakta olup, bu bağlamda mahkeme kararı çerçevesinde iflasın

açılması ile oluşturulan iflas idaresi/dairesi tarafından yapılacak tasfiye işlemleri

neticesinde söz konusu alacaklarınızdan tahsil kabiliyetinin olmadığı (tahsil

edilemeyeceği) anlaşılan bir tutar kalması halinde, bu bakiye alacağınızın

mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararına veya iflasın kapanmasına yönelik

olarak iflas idaresinden/dairesinden alınacak belgelere dayanılarak,

belgelerin/kararın temin edildiği yıl hesaplarına değersiz alacak olarak

intikali mümkün bulunmaktadır.

Ancak, somut olayda, iflasın kapandığına dair verilen mevcut bir mahkeme kararının

bulunmadığı dikkate alındığında, tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz

alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak

verilmiştir.

(**) inceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış

bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde,

bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası

kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.