Taşınmaz alımında şifai taahütlere istinaden yapılan ilave ödemelerin Kurumlar Vergisi Kanunu, Vergi Usul Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ve

Özelge: Taşınmaz alımında şifai taahütlere istinaden
yapılan ilave ödemelerin Kurumlar Vergisi Kanunu, Vergi
Usul Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ve Tapu
Harcı yönünden değerlendirilmesi.
Sayı: 
90792880-140[57-2011/7]-17
Tarih: 
17/01/2014
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
 
   
Sayı : 90792880-140[57-2011/7]-17 17/01/2014
Konu : Taşınmaz alımında şifai taahütlere istinaden yapılan  
ilave ödemelerin Kurumlar Vergisi Kanunu, Vergi
Usul Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ve
Tapu Harcı yönünden değerlendirilmesi.
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda bahsedilen hususlara ilişkin Başkanlığımız görüşü
aşağıdaki gibidir.
            A-    KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Safi Kurum Kazancı" başlıklı 6 ncı maddesinde;
kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı
üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç
hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
             Aynı Kanunun 8 inci maddesinde de; ticari kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının
tespitinde mükelleflerin ayrıca hasılattan indirebilecekleri giderler sayılmıştır.
             Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde ticari kazancın tespitinde
indirilebilecek giderler sayılmış olup anılan maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, işle
ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan
ve tazminatların gider olarak yazılabileceği belirtilmiştir.
             Bu itibarla, şirketiniz tarafından arazilerini karşılıklı anlaşma yoluyla satın aldığınız kişilere,
satın alma işlemleri sırasında bulunduğunuz şifahi taahhütlere istinaden daha sonraki tarihlerde
rızaen yapacağınız ilave ödemeler, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendi kapsamında mukavelenameye veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminat
olarak değerlendirilemeyeceğinden, ayrıca Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı ve Kurumlar Vergisi
Kanununun 8 inci maddelerinde belirtilen diğer giderler arasında yer almadığından kurum
kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.
            B-    VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde; "Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin
iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri
bilumum giderlerin toplamını ifade eder." hükmüne yer verilmiştir.      
            Mezkur Kanunun 316 ncı maddesi ise, "İşletme sebebiyle içindeki cevherin azalmasından
dolayı maddi değerini kaybeden madenlerin ve taş ocaklarının imtiyaz veya maliyet bedelleri,ilgililerin, müracaatları üzerine bunların büyüklük ve mahiyetleri göz önünde tutulmak ve her
maden veya taş ocağı için ayrı ayrı olmak üzere Maliye ve Sanayi Bakanlıklarınca belli edilecek
nispetler üzerinden yok edilir." hükmünü amirdir.    
            Buna göre, işletme sebebiyle içindeki cevherin azalmasından dolayı maddi değerini
kaybeden madenlerin veya kum, çakıl, kil gibi maddelerin çıkarılacağı arsa veya arazinin satın
alınması halinde arsa veya arazi bedeli de madenin maliyet bedeli içinde yer alır ve madenlerde
amortisman hükümlerine göre amortismana tabi tutulur.          
            Bu nedenle, maden ruhsat alanı içerisindeki taşınmazların iktisap edilmesi veya değerinin
artırılması için yapılan giderlerle bunların ilk iktisabından sonra satın alma bedelinde meydana
gelen gerçek artışların, tevsik edici belgelere (fatura, fatura yerine geçen vesikalar gibi)
dayandırılması kaydıyla madenin maliyet bedeline eklenmesi gerekmektedir.
            C- HARÇLAR KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
            Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde "Tapu ve kadastro
işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir."
hükmü yer almaktadır. Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin I-20/a fıkrasında da; gayrimenkullerin ivaz
karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve
iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak
vergisi değeri üzerinden (Cebri icra veya şuyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlâklerde takdir
edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı harç alınacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu harcın oranı 20/09/2012 tarih ve 2012/3735 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
22/09/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere binde 20 olarak belirlenmiştir.
            Diğer taraftan, aynı Kanunun 63 üncü maddesinde ise; "Bu Kanunda sözü edilen "kayıtlı
değer" veya "emlâk vergisi değeri" deyimi; 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanununun 29 uncu
maddesine göre belirlenen vergi değerini ifade eder.
            Gayrimenkul devir ve iktisaplarında tapu ve kadastro harcı, emlak vergisi değerinden az
olmamak üzere, beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden hesaplanır.
             Kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarında harç, devir ve iktisap bedelinin tamamı
üzerinden hesaplanır.
             Tapuda yapılan işlemden sonra, emlak vergisi değerinden daha düşük bir bedel üzerinden
harç ödendiğinin veya beyan edilen devir ve iktisap bedelinin gerçek durumu yansıtmadığının tespit
edilmesi halinde, aradaki farka isabet eden harç ikmalen veya re'sen tarh edilir. Bu suretle tarh
edilecek tapu ve kadastro harcı için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan vergi ziyaı cezası %
25 nispetinde uygulanır. Takdir komisyonu kararlarına istinaden bu fıkra uyarınca tarhiyat
yapılamaz..."
            hükmü yer almaktadır.
            Özelge talep formunuzun tetkikinden, şirketinizin ... İli, ... İlçesi, ... mevkiindeki ... sayılı
maden işletme ruhsatının maliki olduğu, maden ruhsat alanındaki faaliyetin hayata geçirilebilmesi
için bu alan içerisinde kalan taşınmazların kurumunuzca satın alınmasının gündeme geldiği, bu
kapsamda bir kısım taşınmazın sahiplerinden rızaen satın alındığı, bu satın almalar esnasında tapu
sahiplerine ileride fiyat hususunda herhangi bir mağduriyetlerinin doğmayacağı, doğması
durumunda da kurumunuzca bu mağduriyetin giderileceğinin şifahen taahhüt edildiği ve adli
davalar kapsamında kamulaştırma yoluyla satın alınan emsal arazilerin bilirkişilerce tespit edilen
değerlerinin, daha önce satın alınan arazilerin bedelinin üzerinde çıkması sebebiyle, satıcılara
kendileriyle yapılan şifahi mutabakatlara istinaden şirketinizce rızaen ilave ödemeler yapılmasının
gündeme geldiği anlaşılmaktadır.
             Bu itibarla, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde, daha önce sahipleriyle
karşılıklı mutabakat sonucunda alım satım bedelleri tespit edilerek şirketinizce satın alınantaşınmazların tapu tescil işlemleri tamamlanmış olduğundan, şifahen yapılan taahhüt üzerine
şirketinizce daha sonra rızaen yapılan ödemelerle ilgili olarak tapu harcı aranılmaması
gerekmektedir. Ancak, beyan edilen devir ve iktisap bedelinin işlemin yapıldığı anda belli olmasına
rağmen gerçek durumu yansıtmayan beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi halinde aradaki fark
için 492 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre gerekli işlemlerin yapılacağı
tabiidir.
            D- VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
            Bilindiği üzere, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde,"Türkiye
Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan mallarınveraset yoluyla
veya her hangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve
intikal vergisine tabidir." denilmektedir.
            Aynı Kanunun 2 nci maddesinin (d) fıkrasında da, ivazsız intikal tabirinin, hibe yoluyla veya
her hangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiği açıklanmış, maddenin parantez içi hükmü ile
de maddi ve manevi bir zarar karşılığı verilen tazminatların ivazsız intikal mahiyetinde
sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.
            Bu hükümlere göre, malların veraset yoluyla veya her ne suretle olursa olsun karşılıksız bir
şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisine tabi olup, verginin mükellefi
olabilmesi ve kendisinden beyanname istenilebilmesi için veraset yoluyla veya her ne suretle olursa
olsun ivazsız bir şekilde mal intikal etmesi gerekmektedir.
             Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, ... Metal Madencilik Sanayii ve Ticaret
Anonim Şirketinin işletmekte olduğu maden sahası içerisinde kalan ve karşılıklı anlaşma yoluyla
satın aldığı araziler nedeniyle sözlü taahüde istinaden yaptığı ödemeler bir ivaz kaşılığında
olduğundan, yapılan bu ödemeler nedeniyle ilgililerden veraset ve intikal vergisinin aranılmaması
gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
   
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.