Teslim alınamayan ofis için yapılan peşinat ödemesinin giderleştirilmesi

Teslim alınamayan ofis için yapılan peşinat ödemesinin
giderleştirilmesi
Sayı: 
B.07.1.GİB.4.25.15.01-125[6-2015/1.17]-30
Tarih: 
17/07/2017
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ERZURUM VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
 
   
Sayı : 30094508-125[6-2015/1.17]- 17.07.2017
Konu : Teslim alınamayan ofis için yapılan  
peşinat ödemesinin giderleştirilmesi
         
 
 
 
 
 
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, sigortacılık faaliyetiyle iştigal eden Şirketinizin İstanbul'da
şube işyeri açmak maksadıyla ofis satın almak için bir firma ile satış sözleşmesi imzaladığını,
sözleşmeye istinaden 140.000-TL ödeme yapıldığını, ilgili firmanın aradan üç yıl geçmesine rağmen
ofisinizi teslim etmediğini, bahse konu firmanın Bakırköy 9 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/…
esas numaralı kararı ile iflas erteleme kararı aldığını ve yasal sürecin halen devam ettiğini
belirterek, söz konusu ofis için ödemiş olduğunuz 140.000-TL zararınızın karşılık ayırmak suretiyle
kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunda Başkanlığımızdan
özelge talep edilmektedir.
 
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin,
mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı
belirtilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında da safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi
Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm
uyarınca, safi kurum kazancının tespit edilmesinde Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi
yanında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.
 
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında ise, "Bilanço esasına göre ticari
kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki
müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
 
1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir; 
2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
 
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait
hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41'inci maddeleri hükümlerine uyulur." hükmüne yer verilmiştir.
 
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Şüpheli Alacaklar" başlıklı 323 üncü maddesinde;
"Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
 
1- Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
 
2- Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından
ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;
 
şüpheli alacak sayılır.
 
Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık
ayrılabilir.
 
Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu
karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.
 
Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına
intikal ettirilir."
 
hükmü yer almaktadır.
 
Bu hükme göre, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla
istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek
derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılmakta, bu şartlardan herhangi birinin mevcut
olmaması durumunda ise şüpheli alacak kaydına imkân bulunmamaktadır. Diğer yandan şüpheli
alacaklar için dava veya icra takibine başlanıldığı yılda karşılık ayrılması gerekmekte olup, şüpheli
hale geldiği hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacaklar için daha sonraki dönemlerde şüpheli
alacak karşılığı ayrılması mümkün olmamaktadır. Bir alacağın dava safhasında olduğunun kabulü
için, mahkemeye dava, icraya takip için dilekçe verilmiş olması, ancak gerek mahkemeye gerek
icraya yapılan başvuruların ciddiyetle takip edilmesi gerekmektedir.
 Öte yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun;
 
"Erteleme tedbirleri" başlıklı 179/a maddesinde, mahkemenin, iflâsın ertelenmesi isteminde
bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim
kurulu kararlarının onaylanması için derhal bir kayyım atayacağı, ayrıca şirketin ve kooperatifin
malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alacağı, kayyımın atanmasına ilişkin karar,
kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları ve iflâsın
ertelenmesine ilişkin talebin Kanunun 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile mahkeme
tarafından ilân ve ticaret siciline tescil ettirileceği, mahkemenin bu arada erteleme talebini karara
bağlayacağı,
 
"Erteleme kararının etkileri" başlıklı 179/b maddesinde ise erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine
6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağı ve
evvelce başlamış takipler duracağı, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren
müddetlerin işlemeyeceği,
 
hükme bağlanmıştır.
 
İflasın ertelenmesi kurumunun temel amacı, mali durumu bozulmuş ve iflası istenmiş olan bir
sermaye şirketinin mali durumunun düzelmesi ihtimali bulunuyorsa gerekli tedbirleri alarak şirkete
toparlanma ve yeniden üretim ve istihdam yaratma imkanı vermektir. Süreç sırasında iyileştirme
projesine uygun olarak ticari faaliyete devam edilmektedir. Süreç sonunda başarıya ulaşılabilir,
ödemeler yapılabilir ve ticari hayata devam edilebilir veya başarı sağlanamayarak iflas ya da
konkordato sürecine de gidilebilir.
 
İflasın ertelenmesi kararı neticesinde, işletmeden alacağı olanların alacaklarını tahsil etme imkanını
ortadan kaldırmamakta, sadece icra takiplerini engellemektedir. İcra ve İflas Kanunu hükümleri
uyarınca iflasın ertelenmesi kararı dava açsın açmasın tüm alacaklılar bakımından sonuç
doğurmaktadır.
 
Buna göre; özelge talep formunuz ve eklerinden Bakırköy 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin
02.06.2013 tarihli ve E: 2013/… sayılı kararıyla iflasın ertelenmesine karar verdiği anlaşıldığından,
mahkemece iflasın ertelenmesine ilişkin kararın verildiği 2013 hesap döneminde karşılık
ayrılmayan alacağınız için 2014 ve müteakip yıllarda karşılık ayrılması mümkün bulunmamaktadır.
 
Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
 
    
 
 
 
 
 
 
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.