Üniversiteye bağlı iktisadi işletmenin kapanmasında demirbaşların devri hk.

Özelge: Üniversiteye bağlı iktisadi işletmenin kapanmasında
demirbaşların devri hk.
Sayı: 
13649056-125[01-2013/ÖZE-04]-59
Tarih: 
23/05/2014
 
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
SAMSUN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü
 
Sayı : 13649056-125[01-2013/ÖZE-04]-59                                                                  23/05/2014
Konu : Üniversiteye bağlı iktisadi işletmenin
             kapanmasında demirbaşların devri.
İlgi : 19.09.2013 evrak kayıt tarihli özelge talep formu.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numarasında
kayıtlı kurumlar vergisi mükellefi ... Üniversitesi ... Programına bağlı ... Üniversitesi Döner Sermaye
İşletme Müdürlüğü İktisadi İşletmenizin ... sayılı ve ... tarihli Rektörlük oluru ile kapatıldığı
belirtilerek, ... Otel'in kapatılması sonrasında muhasebe kayıtlarında yer alan demirbaşların devri
ile ilgili Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi yönünden yapılacak işlemler hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1/c maddesinde, iktisadi kamu kuruluşlarının kurumlar
vergisine tabi olduğu; 2 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında, İktisadî kamu kuruluşlarının, Devlete, il
özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup,
faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci ve ikinci fıkralar dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler
iktisadî kamu kuruluşu olduğu; altıncı fıkrasında ise, İktisadî kamu kuruluşları ile dernek veya
vakıflara ait iktisadî işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş
görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine
ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemez. Mal veya
hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş
amaçlarına tahsis edilmesi bunların iktisadî niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan; 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin "Tasfiye Karı" başlıklı (17.4)' üncü
bölümünde, "Özel kanunlarında tasfiye işlemlerine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmayan iktisadi
kamu kuruluşları ile dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerden tüzel kişiliği haiz olmayanların
mükellefiyeti, şahıs işletmelerinde olduğu gibi işin bırakılmasıyla sona erecektir. Bu tür
işletmelerde tasfiye, mevcut iktisadi kıymetler, ya satılmak ya da bağlı olduğu kurum, dernek veya
vakfa fatura edilerek işletmeden çekilmek suretiyle sonuçlandırılacaktır. Bu kapsamda işi bırakan
mükelleflerin ilgili döneme ait kurumlar vergisi beyannameleri ise Kurumlar Vergisi Kanununun 14
üncü maddesinde belirtilen sürede verilecektir." Şeklinde konuya açıklık getirilmiştir.
Buna göre, iktisadi işletmenizin kurumlar vergisi mükellefiyeti işin bırakılmasıyla sona erecek olup,iktisadi işletmenizin tasfiyesinin mevcut iktisadi kıymetlerin satılması ya da bağlı olduğunuz
kuruma fatura edilerek işletmeden çekilmek suretiyle sonuçlandırılması gerekmektedir.
KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de
yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
Aynı maddenin 3/g bendinde, Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve
köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki
kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile
döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticarî, sınaî, ziraî ve
meslekî nitelikteki teslim ve hizmetlerinin KDV nin konusuna girdiği,
3/a maddesinde, vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki
amaçlarla işletmeden çekilmesinin teslim sayılacağı,
20/1 inci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden
bedel olduğu,
27 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin
mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın işlemin mahiyetine göre
emsal bedeli veya emsal ücreti olduğu, (2) numaralı fıkrasında ise; bedelin emsal bedeline veya
emsal ücretine göre açık bir şekilde düşük olduğu ve bu düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple
açıklanamadığı hallerde de, matrah olarak emsal bedelin veya emsal ücretin esas alınacağı,
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den,
bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve
hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi
indirebilecekleri,
58 inci maddesinde, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV ile mükellefçe
indirilebilecek KDV nin, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul
edilmeyeceği,
hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan 1 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "Verginin Gider Kaydedilememesi" başlıklı (XI/B)
bölümünde;
"Mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesapladıkları KDV nin, gelir ve kurumlar vergisi
matrahlarının tespitinde gider olarak düşülemeyeceği gibi bu işlemlere ilişkin olarak alış
vesikalarında gösterilen ve indirilebilecek KDV de gider olarak kabul edilmeyecektir.
Madde hükmünün düzenleniş amacı, mükellefin üstünde yük olarak kalmayacak verginin, gelir ve
kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabulünün önlenmesidir.
Diğer yandan indirilemeyecek KDV nin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde işin
mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınacağı tabiidir.
Mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV ise, ancak vergiye tabi malların
işçilere ayın ücret olarak verilmesi veya çeşitli kişi ya da kuruluşlara bağışlanması halleriyle sınırlı
olarak, dolaylı bir biçimde gider yazılabilecektir" denilmektedir.
Başkanlığımızca işi bırakan mükelleflerin işin bırakıldığı dönem itibariyle indirim yoluyla telafi
edemedikleri vergileri gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alabilecekleri konusunda
uygulamaya yön verilmiş bulunmaktadır.Bu uygulamanın gerekçesi, işi bırakan mükelleflerin devreden bu vergileri indirim yoluyla telafi
etme imkânının ortadan kalkmasıdır.
Buna göre;
- İşin bırakılması veya şirketin tasfiyesi dolayısıyla, işletmede bulunan vergiye tabi malların
işin bırakılması veya şirketin tasfiyesinden önce satış vb. yollarla tasfiye edilmesi halinde
teslim bedeli üzerinden, tasfiye edilmemiş ise bu malların işletmeden çekilen değer olarak
KDV Kanununun 3/a maddesi gereğince emsal bedel üzerinden KDV hesaplanarak ilgili
dönem beyannamesinde beyan edilmesi gerekmektedir.
- İndirim konusu yapılamayan KDV ise sonraki döneme devreden KDV olarak kalacaktır.
Sonraki döneme devreden KDV'nin iadesinin talep edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Ancak, mükellefiyetin terkin edildiği tarih itibariyle indirim yoluyla giderilemeyen KDV ilgili
dönem gelir ya da kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak
dikkate alınabilecektir.
Diğer taraftan, devreden vergilerin gider yazılabilmesi ile ilgili bu uygulama sadece faaliyeti
bırakan mükellefler için geçerlidir. Faaliyetin devamı süresince devreden vergilerin gider veya
maliyet olarak değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı tabiidir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413 .maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.