Yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri kapsamında yurtdışındaki şirket merkezinden gelen mali kaynağın değerleme hükümlerine tabi olup olmadığı hk.
Özelge: Yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri kapsamında
yurtdışındaki şirket merkezinden gelen mali kaynağın
değerleme hükümlerine tabi olup olmadığı hk.
Sayı:
B.07.1.GİB.4.06.18.02-32Mük257-7952-424
Tarih:
26/03/2012
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)
Sayı : B.07.1.GİB.4.06.18.02-32Mük257-7952-424 26/03/2012
Konu : Yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri kapsamında
yurtdışındaki şirket merkezinden gelen mali
kaynağın değerleme hükümlerine tabi olup olmadığı
hk.
İlgi dilekçenizde; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi numaralı mükellefi olduğunuz,
....... İnşaatını üstlenen konsorsiyumun üyesi olarak Türkiye'de dar mükellef statüsünde faaliyet
gösterdiğinizi, şirket merkezinizin "..." adresinde olduğunu, konsorsiyum üyesi olarak yıllara yaygın
inşaat kapsamında çalıştığınızı ve ülkemizde başka da bir ticari faaliyetinizin olmadığını, ihale
konusu inşaat işi kapsamında yapılan harcama ve giderlerin karşılanması için şirket merkezinden
döviz olarak mali kaynak geldiğini ve hakedişlerin tahsil edilmesini müteakip ise söz konusu
tutarların geri ödendiği belirterek, söz konusu döviz şeklindeki mali kaynağa değerleme yapılıp
yapılmayacağı ve oluşan kur farklarının gelir veya gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı
hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep etmektesiniz.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde "Yabancı paralar borsa rayici ile
değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas
alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca
tespit olunur....", "Kasa Mevcudu" başlıklı 284 üncü maddesinde ise "Kasa mevcutları itibari
kıymetleriyle değerlenir, yabancı paralar hakkında 280'inci madde hükmü uygulanır." hükmü
mevcuttur.
Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında,
Kanunun birinci maddesinde yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye
içinde bulunmayanların, yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği
hükmebağlanmış; üçüncü fıkrasında, dar mükellefiyette kurum kazancının hangi gelir
unsurlarından oluştuğu sayılmış ve Türkiye'de Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun işyeri olan
veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler
vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançların, kurum kazancı olarak vergilendirileceği
belirtilmiş; dördüncü fıkrasında ise bu maddede belirtilen kazanç ve iratlar ile gelir unsurlarının
Türkiye'de elde edilmesi konusunda 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerinin
uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dar mükellef kurumların Türkiye'de Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun işyeri olması
veya daimi temsilci bulundurmaları ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan
işlerden elde edilmesi halinde, elde edilen ticari kazançların dar mükellefiyet esasında Türkiye'de
vergilendirilmesi gerekmektedir.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.9.2. Yurt dışında yapılan inşaat işleri
nedeniyle, merkez ve şube arasındaki cari hesapların değerlemesi" başlıklı bölümünde, "Yurt dışında yapılan inşaat işleri ile ilgili olarak Türkiye'deki merkez ile yurt dışındaki işyeri
arasında ortaya çıkan ilişkilerde yurt dışındaki işyerine Türkiye'den fatura kesilmek suretiyle
yapılan ve o işyerinde maliyet veya gider olarak kabul edilen mal ve hizmet hareketleri ile yurt
dışındaki işyeri ile Türkiye'deki merkez arasındaki para hareketlerinin ayrı ayrı hesaplarda
izlenmesi ve değerlemenin buna göre yapılması gerekmektedir.
Yurt dışındaki işyerine merkez tarafından fatura düzenlenmek suretiyle ihraç olunan emtia
ile yurt dışına yönelik olarak fatura düzenlenmek suretiyle yapılan hizmetlerden doğan dövize bağlı
alacak ve borçların aynen malveya hizmet ihracından doğan alacak ve borçlarda olduğu gibi
değerlemeye tabi tutulacağı ve değerleme farklarının vergi matrahının tespitinde dikkate alınacağı
tabiidir.
Türkiye'de bulunan merkez ile yurt dışındaki işyeri arasında gerçekleşen diğer para
hareketlerinden doğan alacak ve borçların ise gerçekbir alacak ve borç niteliği taşımadığı açıktır.
Bu nedenle, söz konusu para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlemesine gerek
bulunmamaktadır."
açıklamaları yer almaktadır.
Buna göre, yurtdışından gönderilen paranın, mal ve hizmet hareketine dayanmaması, ihraç
veya ithal edilen emtiaya yönelik olmaması, gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımaması
durumunda alacak veya borç olarak değerlemesine gerek bulunmamakla birlikte, yurt dışındaki
merkezden işyerine gönderilen paranın kasa ya da banka mevcudu olarak 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 280 ve 284 üncü maddeleri uyarınca değerlemeye tabi tutulması ve oluşan kur
farklarının gelir veya gider hesapları ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.