Yurt dışındaki şirket ortağı firmadan kredi alınması işleminde KV ve KDV uygulaması

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; yapılmakta olan enerji yatırımınız için Şirketinizin ... hissesine
sahip olan Çinli ... kendi kaynaklarından 1 yıl + 1 gün vadeli, yıllık % 4 faizli 200 milyon dolar kredi
kullanacağınız belirtilerek, bu kredinin vadesinde anapara ve faiz ödemesi yapılırken Şirketinizin
vergisel sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda bilgi talep edilmiş olup, konuya ilişkin
Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
I. KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunun 1 inci
maddesinde sayılan kurumlardan kanuni ve merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de
bulunmayanların sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden dar mükellefiyet esasında
vergilendirilecekleri hüküm altına alınmış ve aynı maddenin üçüncü fıkrasında da, dar
mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmıştır.
Aynı Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasıyla kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap

 
 
 
 

dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasıyla da safî
kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin
uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi
ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.
Anılan Kanunun "Kabul edilmeyen indirimler" başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinde ise, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri
giderlerin, (c) bendinde ise transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların
kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanununun dar mükellefiyette vergi kesintisinin düzenlendiği 30 uncu
maddesinin birinci fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumlara Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve
iratları (avanslar dâhil) nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15
oranında vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmış, anılan fıkranın (ç) bendinde Gelir Vergisi
Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılanlar
hariç olmak üzere menkul sermaye iratları üzerinden vergi kesintisi yapılması hüküm altına
alınmıştır.
Anılan maddenin sekizinci fıkrası ile Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye istinaden yayımlanan
2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının (5) numaralı bendinde, her nevi alacak faizlerinden
vergi kesintisi yapılacağı belirtilmiş olup, söz konusu bendin (a) alt bendinde; yabancı devletler,
uluslararası kurumlar veya yabancı bankalardan ya da bulunduğu ülkede mutad olarak kredi
vermeye yetkilendirilmiş olup sadece ilişkili bulunduğu kurumlara değil tüm gerçek ve tüzel kişilere
kredi veren kurumlardan alınan her türlü krediler için ödenecek faizlerden yapılacak tevkifat oranı
(katılım bankalarının kendi usullerine göre yurt dışından sağladıkları fonlar ve benzeri kaynaklar
için ödedikleri kar payları dahil) % 0, (ç) alt bendinde de diğer alacak faizi ödemeleri üzerinden
yapılacak tevkifat oranı % 10 olarak belirlenmiştir.
Buna göre, yurtdışında mukim yabancı ortağınızdan temin edilerek işletmede kullanılan kredi için
ödenen faiz tutarları üzerinden %10 vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, anılan Kanunun "Örtülü sermaye" başlıklı 12 nci maddesinin;
Birinci fıkrasında, "Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya
dolaylı olarak temin edilerek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir
tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye
sayılır."
Yedinci fıkrasında; "Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya
hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan
gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü

 
 

itibariyle dağıtılmış kar payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır."
hükümleri yer almaktadır.
Ayrıca, aynı Kanunun "Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı" başlıklı 13 üncü
maddesinin;
-Birinci fıkrasında; kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit
ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda,
kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı;
alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve
verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya
hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği,
-İkinci fıkrasında; ilişkili kişinin kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili
bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya
dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade
ettiği, ilişkinin doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık kanalıyla oluştuğu durumların örtülü kazanç
dağıtımı kapsamında sayılması için en az %10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının olması
şartı arandığı, ortaklık ilişkisi olmadan doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında oy veya
kâr payı hakkının olduğu durumlarda da tarafların ilişkili kişi sayıldığı, ilişkili kişiler açısından bu
oranların topluca dikkate alınacağı,
-Üçüncü fıkrasında; emsallere uygunluk ilkesinin, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da
satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda
oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği,
-Dördüncü fıkrasında; kurumların, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya
bedelleri, bu fıkrada belirtilen yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit
edeceği,
-Altıncı fıkrasında, tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan
kazancın, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların
gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana
merkeze aktarılan tutar sayılacağı
hükme bağlanmıştır.
Anılan madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usullerin düzenlendiği 27/11/2007 tarih ve
2007/12888 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında da, bu düzenlemenin amacının, ilişkili kişilerle mal
veya hizmet alım ya da satımında bulunan gerçek kişi ve kurumların gelirlerinin tam ve doğru

 
 

olarak beyan edilmesini sağlamak ve transfer fiyatlandırması yoluyla vergi matrahının
aşındırılmasına engel olmak olduğu belirtilmiştir.
Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç
Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğinde yer almakta olup söz konusu Tebliğin "4- Emsallere Uygunluk
İlkesi" başlıklı bölümünde,
"Emsallere uygun fiyat veya bedel, aralarında ilişkili kişi tanımına uygun herhangi bir İlişki olmayan
kişilerin tamamen işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu piyasa ya da pazar
fiyatı olarak da adlandırılan tutardır. Bu fiyat veya bedel, işlem anında hiçbir etki olmaksızın
objektif olarak belirlenen en uygun tutar olup, ilişkili kişilerle yapılan işlemlerde uygulanan fiyat
veya bedelin bu tutar olması gerekmektedir.
Aralarında ilişki bulunmayan gerçek kişi <