Yurt dışından mimari tasarım hizmeti alımında gelir vergisi ve KDV tevkifatı.

Yurt dışından mimari tasarım hizmeti alımında gelir vergisi
ve KDV tevkifatı.
Sayı: 
B.07.1.GİB.4.16.16.02-130[I-15-126]-10331
Tarih: 
20/03/2017
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BURSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü
 
   
Sayı : 45404237-130[I-15-126]-10331 20.03.2017
Konu : Yurt dışından mimari tasarım hizmeti  
alımında gelir vergisi ve KDV
tevkifatı.
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, uzak doğu ülkelerinden (Hindistan vb...) mimari
tasarım hizmeti temin etmek istediğiniz belirtilerek, söz konusu hizmet temini nedeniyle KDV ve
gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.
            GELİR VE KURUMLAR VERGİLERİ KANUNLARI YÖNÜNDEN:
            Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
            6 ncı maddesinde, Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişilerin sadece Türkiye'de elde
ettikleri kazanç ve iratları üzerinden vergilendirileceği;
            7 nci maddesinin 4 numaralı bendinde, dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından serbest
meslek kazançlarının Türkiye'de elde edildiğinin, serbest meslek faaliyetlerinin Türkiye'de icra
edilmesi veya Türkiye'de değerlendirilmesi şartlarına göre tayin olunacağı, maddenin son fıkrasında
ise değerlendirmeden maksadın, ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yabancı memlekette
yapılmışsa Türkiye'de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal
ettirilmesi veya karından ayrılması olduğu;
            65 inci maddesinde, serbest meslek faaliyetinin, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olduğu;
            94 üncü maddesinde, kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan
ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre
tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden
veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya
mecbur oldukları;
            hükme bağlanmıştır.
            Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde de, yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla, bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler tevkifat kapsamındaki
ödemeler arasında sayılmış, tevkifat oranı ise 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %20
olarak belirlenmiştir.
            Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrasında, Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kurumlardan, kanuni ve iş merkezlerinden her ikiside Türkiye'de bulunmayanların, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye'de elde ettikleri
kazançlar  üzerinden  vergilendirileceği  hüküm  altına  alınmış,  üçüncü  fıkrasında  ise  dar
mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar sayılmıştır.
             Aynı Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasında; dar mükellef kurumların iş yeri veya
daimi temsilci vasıtasıyla elde ettikleri kazançlarının tespitinde, aksi belirtilmediği takdirde tam
mükellef kurumlar için geçerli olan hükümlerin uygulanacağı; ikinci fıkrasında ise dar mükellefiyete
tabi kurumların ticari veya zirai kazançlar dışında kalan kazanç ve iratları hakkında, Gelir Vergisi
Kanununun bu kazanç ve iratların tespitine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, ancak bu kazanç ve
iratların Türkiye'de yapılmakta olan ticari veya zirai faaliyet kapsamında elde edilmesi halinde,
kurum kazancının bu maddenin birinci fıkrasına göre tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.
            Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde de, dar mükellefiyete tâbi kurumların
maddede sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere
nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi
kesintisi yapılacağı hüküm altına alınmış olup, aynı fıkranın (b) alt bendi ile serbest meslek
kazançları tevkifat kapsamındaki kazanç ve iratlar arasında sayılmış, tevkifat oranı 2009/14593
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %20 olarak belirlenmiştir.
            1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "22.2.3. Serbest meslek kazançları" başlıklı
bölümünde, dar mükellef kurumların Türkiye'de elde ettikleri serbest meslek kazançlarının,
Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi tutulacağı
açıklamalarına yer verilmiştir.
            ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI YÖNÜNDEN:
            01.01.1994 tarihinden itibaren uygulanmakta olan Türkiye Cumhuriyeti ile Hindistan
Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi
Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının "Serbest Meslek Faaliyetleri" başlıklı 14 üncü maddesi
aşağıda yer almaktadır.
            "1. Bir Akit Devlet mukimi olan bir gerçek kişinin serbest meslek faaliyetlerinden veya
bağımsız nitelikteki diğer faaliyetlerden elde ettiği gelirler, aşağıdaki durumlar hariç yalnızca bu
Devlette vergilendirilebilecektir. Aşağıdaki durumlarda ise söz konusu gelir, aynı zamanda diğer
Akit Devlette de vergilendirilebilir:
            a) Eğer bu kişi diğer Akit Devlette faaliyetlerini icra etmek için sürekli kullanabileceği bir
sabit yere sahip ise, bu durumda yalnızca bu sabit yere atfedilebilen gelir bu diğer Akit Devlette
vergilendirilebilir; veya
            b) Eğer bu kişi diğer Akit Devlette ilgili "bir önceki yıl" veya "gelir yılı"nda diğer Akit
Devlette, bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmak üzere kalırsa; bu durumda, olayına göre
bu diğer Devlette icra edilen faaliyetlerden elde edilen gelir bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
            2. "Serbest meslek faaliyetleri" terimi, özellikle bağımsız olarak yürütülen bilimsel, edebi,
sanatsal, eğitici ve öğretici faaliyetleri, bunun yanısıra doktorların, avukatların, mühendislerin,
mimarların, dişçilerin ve muhasebecilerin bağımsız faaliyetlerini kapsamına alır."
            Buna göre, mimari tasarım hizmetini ifa eden Hindistan mukiminin bir gerçek kişi olması
durumunda  ifa  edilen  hizmetin  serbest  meslek  faaliyeti  kapsamında  değerlendirilmesi
gerekmektedir. Hindistan mukimi gerçek kişinin serbest meslek faaliyetini Türkiye'de icra etmediği
veya Türkiye'de yer alan sabit bir yer vasıtasıyla yürütmediği ya da faaliyet Türkiye'de icra
edildiğinde icra süresi veya sürelerinin ilgili "bir önceki yıl" veya "gelir yılı"nda toplam 183 günü
aşmadığı durumlarda bu faaliyetlerden doğan kazancın yalnızca Hindistan'da vergilendirilmesi
gerekmektedir.
            Söz konusu kişinin serbest meslek faaliyetini Türkiye'de sürekli kullanabileceği bir sabit yer
vasıtasıyla  gerçekleştirmesi  durumunda,  kendisine  yapılacak  ödemeler  üzerinden  vergisorumlularınca  Gelir  Vergisi  Kanununun  94  üncü  maddesi  uyarınca  tevkifat  yapılması
gerekmektedir. Faaliyetin Türkiye'de sabit bir yere sahip olunmadan icra edilmesi durumunda,
yaptıkları serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi
sorumluları, tevkifat yükümlülüğünün doğduğu sırada, istihkak sahibi kişinin faaliyet icrası
amacıyla Türkiye'de toplam 183 günden fazla bir süre kalıp kalmama durumunu bilemeyeceğinden,
söz konusu ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorundadırlar. Kendilerine yapılan
ödemelerden vergi tevkifatı yapılan kişiler, Türkiye'de ilgili "bir önceki yıl" veya "gelir yılı"nda
toplam 183 günden az bir süre kalmaları durumunda, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla, tevkif edilen
vergilerin iadesi için ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir.
            Öte yandan, Anlaşmanın "Ticari Kazançlar" başlıklı 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası; "Bir Akit
Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri
vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Eğer teşebbüs
yukarıda bahsedilen şekilde ticari faaliyette bulunursa, teşebbüsün kazançları, bu diğer Devlette,
sadece işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere vergilendirilebilir." hükümlerini
öngörmektedir. İşyerinin tanımı ise Anlaşmanın 5 inci maddesinde yapılmış olup, hangi hallerde
diğer Devlette bir işyeri oluşacağı açıkça belirtilmiştir.
            Buna göre, mimari tasarım hizmetini ifa eden Hindistan mukiminin bir teşebbüs olması
durumunda ifa edilen hizmetin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi ve Hindistan mukimi
teşebbüs Türkiye'de yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça yalnızca
Hindistan'da vergilendirilmesi gerekmektedir. Eğer Hindistan mukimi teşebbüs Türkiye'de yer alan
bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunursa Türkiye'nin, bu işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı
olmak üzere vergi alma hakkı bulunmaktadır.
            Bununla birlikte, anlaşma hükümlerinin iç mevzuata değişiklik getirdiği durumlarda
anlaşmaya taraf diğer ülkede yerleşik (tam mükellef) olanların Türkiye'de elde ettikleri kazanç veya
iratların ilgili anlaşma çerçevesinde vergiye tabi tutulabilmesi için kendi ülkelerinin yetkili
makamlarından mukimlik belgesi almaları ve bu belgenin aslı ile noterce veya bu ülkelerdeki Türk
konsolosluklarınca tasdik edilecek Türkçe tercümesinin bir örneğini ilgili vergi dairesine veya
kendilerine yapılan ödeme üzerinden vergi sorumlularınca vergi tevkifatı yapılması durumunda
vergi sorumlularına ibraz etmeleri gerekmektedir. Vergi sorumluları teslim aldıkları söz konusu
mukimlik belgelerini gerektiğinde yetkili makamlara ibraz etmek üzere muhafaza edeceklerdir.
Mukimlik belgesinin ibraz edilememesi durumunda ise ilgili anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat
hükümlerimiz uygulanacaktır.
            Ayrıca, mimari tasarım hizmetinin Hindistan dışında diğer ülke mukimlerinden alınması
durumunda, bu ülke ile aramızda bir çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması varsa bu anlaşma
hükümleri dikkate alınarak, anlaşma yoksa doğrudan iç mevzuat hükümlerimiz uygulanacaktır.
            KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
            -1/1 maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde
Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,
            -1/2 maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalinin KDV'ye tabi olduğu,
            -6/b maddesinde, hizmetin Türkiye'de yapılmasının veya hizmetten Türkiye'de
faydalanılmasının işlemlerin Türkiye'de yapıldığını ifade ettiği,
            -9 uncu maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve
iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığının, vergi
alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin
ödenmesinden sorumlu tutabileceği,
            hükümlerine yer verilmiştir.            Diğer taraftan, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/05/2014
tarihinde yürürlüğe giren KDV Genel Uygulama Tebliğinin "I/C-2.1.2.1. İkametgâhı, İşyeri, Kanuni
Merkezi ve İş Merkezi Türkiye'de Bulunmayanlar Tarafından Yapılan İşlemler" başlıklı bölümünde;
            "3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre bir hizmetin KDV'nin konusuna girebilmesi için
Türkiye'de ifa edilmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun (6/b) maddesinde ise Türkiye'de yapılan veya
faydalanılan hizmetlerin Türkiye'de ifa edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
            Buna göre, ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanların
Türkiye'de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı ancak Türkiye'de faydalanılan
hizmetler KDV'ye tabi olacaktır.
            Bu gibi hizmet ifalarında mükellef, esas olarak hizmeti ifa eden olmakla birlikte, Türkiye'de
ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmadığından, KDV'nin tamamı, hizmetten
faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.
            Hizmetin vergiden müstesna olması ve hizmetin yurt dışında yapılıp hizmetten yurt dışında
faydalanılması halinde, mükellef veya sorumlu sıfatıyla KDV beyan edilmeyecektir.
            KDV'nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi için hizmetten Türkiye'de faydalanan muhatabın
KDV mükellefi olması şart değildir. KDV mükellefiyeti bulunmayanlar da söz konusu hizmetler
nedeniyle KDV tevkifatı yaparak 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan etmek ve ödemek zorundadır."
            açıklamalarına yer verilmiştir.
            Buna göre, şirketiniz tarafından yurt dışında mukim firmalardan temin edilen mimari
tasarım hizmetinden Türkiye'de faydalanıldığından, söz konusu hizmet ifası KDV Kanununun 1/2 nci
maddesi gereğince KDV'ye tabi olup, bu işleme ilişkin hesaplanan KDV'nin şirketiniz tarafından 2
No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir.
            Öte yandan, 2 No.lu KDV beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenen verginin
şirketiniz tarafından aynı döneme ait 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabileceği
tabiidir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
  
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.