Yurtdışında bulunan dövizin Türkiye'ye getirilip özel fonda tutulup ilk genel kurulda sermayeye eklenmesi esnasında kanun kapsamında yapılması gereken
Özelge: Yurtdışında bulunan dövizin Türkiye'ye getirilip özel
fonda tutulup ilk genel kurulda sermayeye eklenmesi
esnasında kanun kapsamında yapılması gerekenler hk.
Sayı:
B.07.1.GİB.4.41.15.02-5811-22
Tarih:
06/05/2010
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Müdürlüğü
İVEDİ
Sayı : B.07.1.GİB.4.41.15.02-5811-22 06/05/2010
Konu : Varlık Barışı
İlgide kayıtlı dilekçenizde, şirket yönetim kurulu üyeleri ... tarafından 5811 Sayılı Kanun
kapsamında yurtdışında bulunan dövizin 25.11.2009 tarihinde Türkiye'ye getirildiği ve 31.12.2009
tarihinde ödendiği, ilgili tutarın sermayenin cüzi olarak özel fon hesabında tutulduğu, ilk genel
kurulda sermayeye ilave edilmek istendiği ancak bazı tereddütlerin olduğu belirtilerek bu tutarın
sermayeye ilavesi konusunda kanun kapsamında yapılması gereken hususların bildirilmesi
istenmiştir.
Bilindiği üzere 22 Kasım 2008 Tarih ve 27060 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
5811 sayılı Kanunla; gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul
kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda
alınması ile yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden
varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi
amaçlanmıştır.
06.12.2008 tarih ve 27076 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Seri No.lu 5811 Sayılı Bazı
Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanuna ilişkin Genel Tebliğin "Uygulama
Esasları" başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında
sahip olunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların,
bildirim, beyan ve kayıtlara alınmasına ilişkin esaslar belirlenmiş olup, 5917 sayılı Kanunla değişen
3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında 01/06/2009 tarihi itibariyle yurt dışında sahip olunan
varlıklardan bildirilen veya beyan edilen varlıkların, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan
mükelleflerce, istenilmesi halinde, yasal defterlere kaydedilebileceği belirtilmiştir. Daha sonra
Kanunun uygulamasına ilişkin tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan 2 Seri Nolu Genel
Tebliği ile "3.5-Bildirilen veya beyan edilen varlıkların yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi"
başlıklı bölümünde ise, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına beyan edilmesi
durumunda ilgili şirket; şahısları adına beyan edilmesi halinde bu şahısların kendileri, Kanunun
sağladığı avantajlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirim veya beyana konu edilen
varlıkların anılan şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesinin zorunlu olduğu açıklamalarına yer
verilmiştir.
"Yurt dışında sahipolunan varlıkların kayıtlara intikali" başlıklı 3.5.1. bölümünde ise, bilanço
esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümleri uyarınca yasal defterlerine
kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacakları, söz konusu hesabın sermayenin cüz'ü
addolunacağı ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacağı, fon hesabında tutulan
bu tutarların, işletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmeyeceği ve Gelir Vergisi Kanununun
81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek
devir ve bölünme hallerinde de söz konusu değerlerin vergilendirilmeyeceği belirtilmiştir.1 Seri No.lu 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanuna ilişkin
Genel Tebliğin 3.5.2.1 nci bölümünde, Türk Ticaret Kanununun 391 inci maddesi hükmü uyarınca,
esas sermayeye karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri tamamen ödenmedikçe genel kurulca yeni
hisse senetleri çıkarmak suretiyle sermayenin artırılmasına karar verilemeyeceği, sermaye
artırımının şartları arasında sayıldığı, diğer taraftan, 5811 sayılı Kanunun belirli bir süreyle
uygulanacak olması, bu Kanuna göre beyan edilen varlıklar nedeniyle oluşan fon hesabının
sermayenin bir cüz'ü addolunacağı ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave
edileceği hükme bağlandığından, ayrıca pay sahiplerine ilave bir ödeme yükümlülüğü de
getirmediğinden daha önce ortaklarca taahhüt edilen sermaye ödenmeden de söz konusu fonların
sermayeye ilave edilmesi mümkün bulunmakta olduğu; ancak, Kanun kapsamında beyan edilen
varlıklar nedeniyle oluşan fonların şirket ortaklarınca taahhüt edilen sermaye taahhüt borçlarının
kapatılmasında kullanılması mümkün olmadığı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan açıklamalarda da görüleceği üzere, şirket yönetim kurulu üyelerine ait olup yurt
dışında bulunan döviz, bu kişiler tarafından 5811 Sayılı Kanun kapsamında şirket adına beyan
edildiğinden, ilgili şirket Kanunun sağladığı avantajlardan yararlanabilecektir. Beyana konu edilen
varlıkların, şirketin yasal kayıtlarına Vergi Kanunları, Tek Düzen Hesap Planı ve genel kabul
görmüş muhasebe usul ve esaslarına göre özel fon hesabına alındıktan sonra sermaye arttırımında
kaynak olarak gösterilmek suretiyle intikali gerekmektedir.
Fon hesabının sermayeye ilavesi hakkında izlenecek usul ve esaslar Türk Ticaret Kanununun 391,
392 ve 394 ncü maddelerinde belirlenmiştir. Bu esaslara göre, genel kurulun toplanmasıyla
yasadan kaynaklanan haklarını kullanarak ilgili tutarı sermayeye ilave etmeyi kararlaştırdıktan
sonra tek düzen hesap planına ilişkin usul ve esaslara göre sermaye artışına ilişkin defter kaydının
yapılması gerekmektedir.
Bilgilerinize rica ederim.
Vergi Dairesi Başkanı a.
Grup Müdürü
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.