Yurtdışındaki firmaya yapılan işe ilişkin hak ediş ödemelerinin farklı yıllarda yapılması durumunda faturanın ne zaman düzenleneceği ile buna ilişkin
Özelge: Yurtdışındaki firmaya yapılan işe ilişkin hak ediş
ödemelerinin farklı yıllarda yapılması durumunda faturanın
ne zaman düzenleneceği ile buna ilişkin kazancın hangi yıl
gelirlerine dahil edileceği hk.
Sayı:
B.07.1.GİB.4.06.18.02-32229-7819-665
Tarih:
23/08/2011
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)
Sayı : B.07.1.GİB.4.06.18.02-32229-7819-665 23/08/2011
Konu : Yurtdışındaki firmaya yapılan işe ilişkin hak ediş
ödemelerinin farklı yıllarda yapılması durumunda
faturanın ne zaman düzenleneceği ile buna ilişkin kazancın
hangi yıl gelirlerine dahil edileceği hk.
Başkanlığımıza hitaben vermiş olduğunuz ilgi dilekçelerinizde; Libya'da ... İnşaat A.Ş.'nin
taahhüdünde yapılmakta olan ... Fakültesi inşaatlarının alüminyum doğrama imalat ve montaj işini
üstlendiğinizi, yapılan sözleşme gereği imalat, ihzarat ve montaj bedellerinin hakediş düzenlenmek
suretiyle ilgili firmaca tarafınıza ödenmekte olduğunu; 2009 yılı sonuna kadar yapılacak hak
edişlerin işin %70'ine tekabül ettiğini; geriye kalan %30'luk hak edişin ihzarat dahil yapılacağı ve
bedelinin 2010 yılında ödeneceğini belirterek, işin tamamlanamayan %30'luk kısmını 2010 yılı
hesaplarınızda takip edip edemeyeceğiniz hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Her türlü ticari ve
sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır." hükmü yer almış olup, aynı Kanunun 38 inci
ve 39 uncu maddelerinde ise ticari kazancın tespitine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununda, ticari kazançta elde etme yönünden tahakkuk esası geçerlidir.
Ticari kazancın hesap dönemleri itibariyle tespit edilerek dönemler itibariyle gerçekleşmiş gelir ve
giderlerin safi ticari kazancın tespitinde dikkate alınması gerekir. Dönemsellik ilkesi gereğince
işletmenin sürekli kabul edilen ömrü belli dönemlere bölünür ve her dönemin faaliyet sonuçları
diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanır. Gelir ve giderler tahakkuk esasına göre
muhasebeleştirilerek hasılat, gelir ve karlar aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla
karşılaştırılır.
Tahakkuk ise gelir ve giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesini ifade eder.
Tahakkuk esasında, geliri doğuran muamelelerin eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması, gelirin
elde edilmiş sayılması için yeterlidir. Diğer bir ifade ile tahakkuk esasında vergilendirme
yapılabilmesi için, alacak hakkının doğmuş olması gerekir. Gerek hasılat gerekse giderlerin hangi
hesap dönemine ilişkin olduğunun tespiti açısından hasılatın tahsil edilip edilmediğinin, giderlerin
ise ödenmiş olup olmadığının bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde; bu Kanuna göre
tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi
olduğu belirtilmiş, bu Kanuna göre tevsik edici bir belge mahiyetinde bulunan fatura ise mezkur
Kanunun 229 uncu maddesinde; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı
meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari
vesika olarak tanımlanmış, 231 inci maddesinin beş numaralı bendinde ise; "Fatura, malın teslimiveya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde
düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, Vergi Usul
Kanununda malın tesliminden veya hizmetin ifasından önce fatura düzenlenemeyeceğine ilişkin bir
hüküm bulunmamaktadır.
Bu hükümler uyarınca, tacirler arasındaki faaliyetlerin belgelendirilmesi amacıyla kullanılan
fatura; mal teslimi veya hizmet ifası karşılığında tahakkuk esasına bağlı kalınarak
düzenlendiğinden, ticari faaliyet içerisinde satılan mal veya yapılan bir hizmet bedeli taraflarca
belirlenip faturası düzenlendiğinde gelir veya gider tahakkuk etmiş kabul edilmektedir.
Öte yandan, dilekçelerinizin tetkikinden, Libya'da ... İnşaat A.Ş.'nin taahhüdünde yapıldığı
belirtilen ... Fakültesi inşaatlarının alimünyum doğrama imalat ve montaj işinin üstlenildiği, ilgili
firmaya 2009 yılı içerisinde alimünyum doğrama imalatları malzeme, imalat ve montaj dâhil toplam
fiyattan ihraç kayıtlı fatura kesilerek malın teslim edildiği, işveren firma ile yapılan sözleşme gereği
Libya'da ilgili inşaata montaj yapıldıktan sonra hakediş düzenlenerek imalat, ihrazat ve montaj
bedellerinin ödendiği, yapılan iş tutarının 2009 yılı sonu itibariyle hak ediş toplamlarının %70'ine
tekabül edeceği, geri kalan %30'luk kısmının ise 2010 yılında tamamlanacağı anlaşılmıştır.
Ayrıca, anılan işe ilişkin yapılan sözleşmede mal teslimi için ayrı, montaj ve işçilik için ayrı
bir bedel öngörülmediği için toplam tutar üzerinden faturası 2009 yılında düzenlenen ancak, 2009
yılında %30'luk kısmı tahsil edilemeyen hak ediş ödemesinin mal teslimi, işçilik ve montaj bedeli
olarak ayrıştırılmasının mümkün olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, ticari kazancın tespitinde tahakkuk esası cari olduğundan, Libya'da ...İnşaat
A.Ş.'nin taahhüdünde yapıldığı belirtilen ... Fakültesi inşaatlarının tarafınızca yapılan alüminyum
doğrama imalat ve montaj işine ilişkin düzenlenen faturaların malzeme, imalat ve montaj dahil
fiyattan düzenlenmesi nedeniyle, anılan işe ilişkin kazancın, fatura düzenleme tarihi itibariyle
tahakkuk ettiği kabul edilerek, söz konusu tutarların tahakkuk tarihi itibariyle dönem kazancına
dahil edilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise
bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz
dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.